Dedikodu

 

Biraz eğlenceli olsun bu yazı yaaa, kendi içimi bayıyorum bazen! Mesela bir dökümanter çekmek üzere yazın Türkiye’ye geleceğimi yazayım ama detayları vermeyeyim. Çok heyecanlı ve mutlu bir olay.

Sonracığıma, Büyükler İçin 17 Masal öykü kitabım uzun zamandır iPhone, İPad ve iPod’da satılıyordu ama ilk konulduğunda henüz bunlarda Türkçe kitap satılmadığı için, benim kitabım da İngilizce kitaplar listesindeydi. Üstelik kitabı, Apple’dan habersiz, film halinde sayfa sayfa fotoğraf olarak yüklemek zorunda kalmıştık, çünkü farklı alfabelerle uğraşmak istemiyorlardı. (Bunu nasıl başardık da başardık, hiç sormayın. İçeriden bağlantılarım var!) Nihayet artık Türkçe kitap listesinde bulunuyor- ve kitabın Türk harfleriyle yazıldğını da saklamak zorunda değiliz! Kitabı iPhone, İPad ve iPod’unuzdan satın alıp okumak isterseniz: http://itunes.apple.com/us/book/id411509852?mt=11

Facebook’taki ÇIĞLIK! projemiz 3000 kişiyi aştı. Linki şudur: http://www.facebook.com/events/142839655816559/

Oğlanın keman ve piyano kariyeri son hız gidiyor. Yarın keman resitali var, okulda hem oda orkestrasında, hem büyük orkestrada çalıyor. Okul orkestrası 4. sınıftan itibaren başladığı için ve o da sınıf atladığı için ve şimdilerde okula bir iki yaş geç gönderip, sınıfın en iri ve en akıllı çocuğuna sahip olmak gibi anormal bir moda olduğu için, oğlan en küçük ötesi en küçük. Ama şef 4. sınıflardan çok tatlı bir kızı, onu sınıfından alıp geri götürmekle görevlendirmiş, o yüzden gözüm arkada değil. Yine de kızı ne zaman görsem kıyafetini, saçını övüyorum ki, Anatol hiç aklından çıkmasın!

Piyano öğretmeni de konservatuvarda normal yolundan çıkarıp, profesyonel müzisyen yoluna koydu- daha fazla konser, yarışma ve müfredat demek ama oğlan müfredat canavarı, kadının bir hafta için verdiklerini iki günde hazırlıyor. Biraz da başında 24 saat benim gibi bir özel öğretmeni olmasının da etkisi var tabii ama iki enstrümanını da o kadar çok seviyor ki, ben yeter artık desem de zorla çalıştıttırıyor.  Konser ve yarışmadan da hiç etkilenecek bir tip değil, benim konserlerimden alışık, bende de pek heyecan yoktur zaten. Heyecanlanılacak, endişelenecek birşey olabileceklerini bilmiyor. Okulundan gelen karne de öğretmeninin övgüleriyle doluydu. Daha ne isterim?

Bir zamanlar bir besteci sokakta bir dilenciyle karşılaşmış. Dilenci, klasik dilenci ayağıyla demiş ki besteciye “Yav, ben seni biryerlerden tanıyorum! Aaaa, sen benim çok sevgili kuzenim bilmemne kimin oğlu değil misin?” Yememiş tabii besteci. Ama acımış dilenciye, götürmüş bir restorana. Yemek yemişler. Sonra da bir kağıda küçük bir beste karalamış, git demiş, bunu benim yayıncıma götür, benim bestelediğimi söyle. Sana yayın haklarının ücretini versin. Haydin sağlıcakla.

Dilenci de gitmiş yayıncıya, besteyi satmış, parasını almış. Onlar erdi muradına.

Kim bu besteci?

Mozart.

(Alttaki foto, yerel bir gazetenin baş sayfasından. Oğlanın sınıfı, Cadılar Bayramı’nda mumyalar müzesine dönüşüyor, sınıfı herkese açıyorlar, karanlıkta öyle mumya gibi duruyorlar. Gazeteci arkadaş benimkinin midesinden barsağı dökülen zombi doktor tiplemesini pek beğenmiş olacak ki, öylece oturtmuş baş sayfaya.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


5 × 4 =