Dağ başını

Biz çocukken bir ara Dağ Başını Duman Almış şarkısında lay la lay lay lay lay demek olmuyordu. Nasıl olmuyordu? Yasak mı edilmişti neydi, ayıp mı sayılıyordu? O konu aydınlığa kavuşmamıştır ama o laylaylom kısmını biz laylaylomlu öğrenmiştik, birgün geldi, yok, orada laylaylom denmeyecek denildi. bir zaman unutanlar oldu, yanlışlıkla lay’layıp susanlar ve kıkırdaşanlar.

Türk’e laylaylomlamak yakışmıyor diye herhalde, o bölüm gelince sessizlik olurdu. Yürüyelim arkadaşlar!……. sesimizi yer, gök, su dinlesin.

Yürüyoruz ama postal sesiyle. Sert adımlarla. O cümlelerin içinde laylaylom biraz sırıtıyor tabii. Belki sessiz kalacağımıza haydi haydi hayda filan gibi daha maço birşeyler söylememiz öğretilmeliydi. Ya da mesela  ra ra ra ra ra raaaaa. Hoy hoy hoy! Sırf o kısımdaki melodi atılıp, yerine cengaverler gibi haykırabilirdik. O da güzel olurdu. Ruhumuz tam istenildiği gibi sertelirdi, nasırlanırdı. Laylaylomun efemine tehlikesi uzaklaştırıldı ama yerine ne koyacaklarını bilemediler. Sonra sonra laylaylom sızmaya başladı gerisin geriye. Ailece yürüyüşe çıktık mı, bir süre sonra marş söylemeye başlarız biz. Sıra Dağ Başını Duman Almış’a gelince de laylaylomlarız. Yumuşamış mıyız, neyiz!

Annem, babası asker, asker ocağında büyümüş, bana da öğretmiş: Sol! Sol! Sol pezevenkler, sol! Siz ananızdan, siz babanızdan hiç terbiye görmediniz mi? Sol! Sol! Sol pezevenkler, sol! Usulüyle söylenince marş adımına cuk oturur, insan kendimi bir 10 kilometre daha yürüyebilir gibi hisseder. Sonra dağ Başını Duman Almış’a geçersek eğer, anlayın ki, yorulmuşuz, cıvımışız. Biryerlerde oturup nefeslenmek lazım. Laylaylom söyleyecek bile halimiz kalmamış.

Bizim Gençlik Marşı diye bildiğimiz şarkı, aslında Fröding adlı ünlü İsveçli şairin, söylemesi ayıp, Üç Kızlar  diye yazdığı esprili şiirin, bir başkası tarafından neşeli bir melodiye çevrilmiş halidir. Yürüyüşe çıkmış üç kız, eteklerini sallaya sallaya, askerlerle, oğlan çocuklarla ormanda guguk kuşu dinlemişler, kıkrıdamışlar filan falan. Pek fingirdek birşey. İsveç’in üç kızı doğuya doğru yola çıkmışlar, bir de bakmışlar adımları sertleşmiş, hormonlarına birşeyler olmuş, sakal bıyık filan derken Her Türk asker doğar! şeklinde üç erkeğe dönüşmüşler. Bu da bizim usul bir peri masalı.

Geçenlerde Yemen türküleriyle ilgili bir araştırma yaparken bir de ne göreyim? Meğer daha ne Yemen türküleri varmış, üstelik hepsi de yoksul oldukları için bedel ödeyemediklerinden ve askere çağırıldıklarından, dolayısıyla zenginlerin hiçbirinin savaşa gitmeyip keyif yaptığından bahsediyor! Yani kardeşim, sen neden villadan asker tabutu çıkmıyor diyor da, yeni bir konsept oluşturduğunu sanıyorsan, fena halde yanılıyorsun! Bedelli askerlik bizim tarihimizde, kanımızda, canımızda var! Ta ne zamandan beri, her savaşta ailelerin başına ya paranı, ya canını diye dikilmişiz, yeni bir mefhum değil ki! Bugün kaldırılması konusunu şiddetle kınıyorum. Ne de olsa gelenektir.

Buyrun pek bilinmeyen birkaç Yemen türküsü, meğer ki diğeri kadar bilinmemelerinin sebebi, içlerindeki bedel şikayetlerinden olsun:
Yemen senin çölün kumdan
Ne istedin yar yar yavrumdan
Ne yolun ne iz bilirim
Hemen yavrumu özlerim

Oy Yemen soyha Yemen
Bülbül ötmez yar yar gülüm çemen
Gelinim hasta yatıyor
Üç yetimle yar yar ben neydem
Yiğidim canın veriyor
Üç yetimle yar yar ben neydem

Şu Yemende zalim paşa
Kuzgun gibi yar yar döner başa
Param yok ki bedel verim
Hemen yavrumu özlerim

………………………………..

 

Kara çadır is mi tutar
Martin tüfek pas mı tutar
Ağlayalım anam bacım
Elin kızı yas mı tutar

Gitme Yemen’e Yemen’e
Yemen sıcak dayanaman
Tan borusu er vurulur
Sen küçüksün uyanaman

Yemen yolu çukurdandır
Karavana bakırdandır
Zenginimiz bedel verir
Askerimiz fakirdendir

Gitme Yemen’e Yemen’e
Karışı’n toza dumana.
Mektubunu sal kardaşım
Bacını koyma gümana

Tarlalarda biter kamış
Uzar gider vermez yemiş
şol Yemen’de can verenler
Biri Memet biri Memiş

Bu türküleri öğrenip bir de çığırmaya kalkışanların sorumluluklarını kabul etmiyorum. Eğer askerlikten soğutma şu şu sayılı kanununa karşı geliyorsanız, valla hepiniz yaşını başını almış kişilersiniz. 18 yaşın altında olup da bu bloğu okuyana tavsiyem: 5 kere Dağ Başını Duman Almış oku ama laylaylomsuz olsun. Yemen türkülerinin ters etkisi derhal geçer. Ha bir de: Her Türk asker doğar, yavrucuğum.

Not: 10 Kasım geliyor. Bu sene Atatürk aşkına ne okudunuz? Propaganda afişlerinden filan bahsetmiyorum. Kendisinin okuduğu,  yazdığı, hakkında yazılan bir kitaptan kaç sayfa okudunuz? Atam, sen kalk ben yatam demeden önce, Atatürk şu cahil hallerimizi göreydi, belki de cevabı, çekil bre önümden, ben kalkayım da sen yat, birkaç da kitap okuyayım hazır kalkmışken olurdu. Savaş zamanı çadırında kitaplar okuyan, cümle altı çizen, yanlarına notlar kaydeden, kendi kendisine yabancı dil öğreten, azimle, inatla, hırsla okumuş bir adamın hatırasına ağlaşmaya gerek yok. Gayet başarılı, onurlu, dolu dolu bir hayat yaşamış. Biz oturup kendi hallerimize ağlayalım.

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


ten + 6 =