Cinnet, Demokrasi ve Trafik Canavarı

huthut.jpghuthut1.jpghuthut2.jpghuthut3.jpghuthut4.jpghuthut5.jpghuthut6.jpg

Dün, Brian’la birşeylerden bahsediyorken birden farkettim ki; cinnet, demokrasi ve trafik canavarı Türkler’in kadercilik inancından çıkmış terimler. Demokrasi’nin Türkler için dönüşmüş anlamından bahsediyorum tabii, kendi anlamından değil.

Bizde kazaları hayvan gibi araç süren, dümbelek kafalı hıyarlar yapmaz, göklerde üstümüze harpuldamak için bekleyen “Trafik Canavarı”yapar. Biz efendi efendi yolumuzda giderken, aniden içimize canavar bir ruh girer, saçımız başımız dağılır, dişlerimiz uzar ve canavarlaşırız. Hani o yol kenarına asılmış afişler var ya, aynen öyle bir tip. Yapılacak birşey yoktur. Sakin sakin ruhun bizi terketmesini bekleyeceğiz, o arada birkaç kisi biçmisiz, olabilir.
Adamın (polisin) biri, kendisinden boşanmak isteyen karısını, küçük çocuğunu, kaynanasını, kayınpederini delik deşik eder. Efendim, sebebi cinnettir. Bir öğretmen, diğerini kendisiyle alay ediyor diye okul koridorunda kurşun yağmuruna tutabilir. Cinnet gelmiştir. Olabilir. Bazı cinnetler uzun sürer; evden silahınızı almanız, doldurmanız gerekebilir. Ama cinnet bu, bir geldi mi durdurmanın mümkünatı yoktur. Cinnet her an, her yerden o yağlı kellesini çıkarabilir: Atatürk büstüne saldırabilir mesela. Uçak kaçırabilir. Her an içimizden birini o kemikli, tırnaklı parmağıyla gösterip seçecek, vuracak Cinnet’tir sorumlusu. Cinnetliye anlayış göstermek lazım gelir.

Ülkede işler sarpa sarar, tepemize molladan beter birileri biner, ha babam de babam laikliği didiklerler. Biz böyle ayran budalası gibi “olması gerekli” ve “entellektüel sağlığa yararlı” gazete köşelerini okuyup, içimizi rahatlatıp konuyu “demokrasi”ye havale ederiz. Sanki demokrasi denilen şey, böyle bizi tepeden seyreden bir çeşit sultan; biz bekleyeceğiz, o zamanı gelince çarklarını döndürecek, herşeyi düzeltecek! Bir zamanlar Devlet Baba’ya, askere, Allah’a, padişaha havale edilen şeyleri, şimdi Demokrasi Baba’ya havale ediyoruz. Biz sakın paniklemeyelim-miş, demokrasi gereğini yaparmış-mış. Biz demokrasinin gereklerini yapacağımıza! Öyle sokaklara dökülüp protesto etmenin filan alemi yokmuş-muş, demokrasi ne güne duruyormuş-muş??? Sanki insan emeği olmadan demokrasi oluyor. Sanki demokrasi insan yapımı değil.

Ben, “aslen kader inancı”nın böyle trafik canavarı, cinnet, demokrasi kılıklarına girip bizi kıçımızdan tekmelemesinden bıktım. Aradan aracıları çıkaralım, samimi olalım, topluca aslında sadece kadere inandığımızı itiraf edelim ve kendimizi kendisine havale edelim bari. Kader bizi bildiği gibi yapsın da bitsin şu iş!

(Annem ve kocası, İstanbul Baro’sundan bir grup ile Ankara’da yürüyecek önümüzdeki hafta. Kader de neymiş ulan, buna demokrasi denir, huuuu!!! demek değil de ne demek bu? İkisine de demokrasiyi işletme teşebbüsleri için teşekkür ederim.)

9 Comments

  1. Bir de seytan var. Hani durup dururken, ‘seytan durter’, ‘seytan der’, seytan gelir, seytan gider..Ama sanirim bu sadece Turklere has birsey degil. Ne zaman baskin sIkIsti, seytan’a bul herseyi. Meleklerden daha yardimci insanlara :-)))

  2. Okudugum bir kitapta bir uzman ; aileler cocuklari masaya carpip cani yandiginda, ah masa kotu masa diye
    masayi dovup cocugu rahatlatirlar. Boylece cocugu ozne olmaktan cikarip masayi suclarlar…
    Bu duygularla yetisen cocuklarin yeterince sorumluluk almadiklarindan/alamadiklarindan, cogu kez
    kendileriyle yuzlesemediklerinden baslarina gelen herseyin sucunu baskalarinda ararlar, diyordu.
    Dusunun simdi kac yuz tane cocuk boyle sorunlarini cozmeyi ogrenemeden buyuyor, masa carpip canimiz yaniyor,
    ah masa kotu masa diyoruz… Demiyoruz ki masanin sucu ne, o orada duran bir garip masa, ne gittin carptinda
    simdi ona kiziyorsun.

    Simdilerde bu ulkenin icinde bulundugu karanliktan sikayet edenlere kiziyorum aslinda.
    Hersey hepimizin gozu onunde ve nihayetinde hepimizin onayiyla oldu. Guclu bir itiraz,
    guclu bir ses duydunuz mu olana bitene. Bizler rahatimiz kacmasin, kicimiz terlemesin diye diye kacinirken
    olanlar oldu. Simdi evet yurumek, terlemek, gerekirse kavga etmek zamani. simdi gerekirse kaderi kismeti bir yana
    birakip, insanim ben nihayetinde ve degistirecek aklim/iradem var diyebilmek zamani.

    Annene iyi yurumeler diliyorum, dilerim ayak seslerini tum Turkiye duyar.

  3. Zeynep, dogru yazdin. Bir de seytan var. Her an yardimimiza kosan seytan. Yoksa nasil kulp bulacagiz karistirdigimiz haltlara? Cok haklisin.

    Fulya, yurumekle asindiramadik yollari ama ne yapalim? Baska turlusu elimizden gelmemeli. Hickirik gibi. Aman, aman, Kanada’da yurumek gerektirecek seyler olmasin. Bari orasi biraz otursun oturdugu yerde.

    Secil, ben de doverim masalari, eyvah! :o) Cocuklara simdiden her esyanin ruhu var gibi birseyleer ogretiyoruz herhalde. Ama ise yariyor. Bir de, biliyor musun, ben bambaska kulturlerden insnlarin yaptigini da gordum. Hatta hatta dun, bir Cinli buyukanne, yeri dovuyordu torun icin.

    Cok haklisin, bunlar basimiza gokten inmedi, hepimizin gozu onunde gelistiler. Biz o sirada ot topladik. Cunku emindik, birileri caresine bakardi. Ama korkarim buna da alismamiz gerekecek.

  4. Gecen aksam bir arkadasimin Turkiye`den ziyarete gelen babasi misafirimizdi. Ulkesine son derece bagli. Cocugunun da oraya donecegini dusunuyor, tek kizi, oyle istiyor. Benim donmek isteme(me)me herkes gibi o da sasirdi. Hayir dedim, ben cocuklarimi o toplumda buyutmek istemiyorum. Ozledigim de pek birsey yok. Hatirladigim ve simdi de gazetelerde okudugum adaletsiz, vahset dolu, insanin insan olmadigi bir duzen. Ancak Ataturk gibi bir adam cikacak da… Zor cok zor, keske yurumelerle olsa, egitim yok, devlet yok … Benim de umudum yok… Ulkenin butunlugu bile bakalim ne kadar korunabilecek !

  5. Cano, ben o kadar cabuk pes edemiyorum. Ben o toplumda buyudum, sen o toplumda buyudun. Cok da fena, feci sayilmayiz, degil mi? :o) Oglum icin guzel seyler var orada.

  6. Bizim buyudugumuz toplum baskaydi Elif.
    Ben simdiki halini gercekten caresiz goruyorum. Caresiz de degil ama gercekten mucize bir kuvvet olmasi lazim toparlanabilmek icin ve o ic kuvvetine birlik olarak sahip degiliz artik, vatan, millet, sakarya duygusu geride kaldi, bolundu kafalar. Degerler tukenmedi ama hizla yikiliyor.
    Sevme olayi ise bambaska. Insan dogdugu, buyudugu yeri sevmez mi? Unutulur mu guzellikler. Konu o guzellikler degil ki, icinde yasanilan simdiki duzen…

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


five + 13 =