Cenoveze Sendromu

Birisi zor durumdayken, etrafta başkaları varsa yardımcı olmama sendromu. Halbuki sosyal baskı insanları zor durumdakine yardıma zorlar gibi geliyor ama değil. Etrafta ne kadar çok insan varsa, yardımcı olma ihtimalleri o kadar düşük. Demek bir yerlerde soyulup, kaçırılıp öldürülme tehlikesi varsa, pek kalabalık bir yerler olmasın bu yerler.

İki tane asıl sebep varmış. Birincisi, insanlar bu konu el atılacak konu mudur diye başkalarını gözleyip, sinyal bekliyorlar. Herkes aynı şeyi yaptığına göre- yani hiçbirşey- en doğrusu hiçbirşey yapmamaktır gibi acaip bir karar veriliyor. İkincisi, herkes bir başkası atılacak diye bekliyor. Kendi sorumluluğunu azaltıyor ve sonunda hiçbirşey yapılmamış oluyor.

Genovese ismi, bindokuzyüzaltmışlı yıllarda sokakta saldırıya uğrayan bir kadının soyadı.  Kadın seri katil ve tecavüzcü tarafından saldırıya uğruyor, bıçaklanıyor, katil bir komşunun dikkatini çekince kaçıyor, 10 dakika sonra dönüp işini bitiriyor. Sonradan anlaşıldığına göre olayı 38 kişi görmüş, sadece bir kişi polisi aramış. Ya herkes birbirinden bekliyor, ya özel bir durumdur, karışılmaz diyorlar, ya kadını sarhoş zannediyorlar, vesaire vesaire. Bir kişi bağırsa belki hepsi galeyana gelecek ve bu kadıncağızın ismi de sendrom olmayacak.

Aynı şekilde, 2010’da sokakta saldırıya uğrayan bir kadının yardımına koşan bir adam bıçaklanıyor. Yanından yirmiden fazla insan geçiyor ve bir kişi de ne olmuş bu adama demediğinden, adam orada ölüyor. Demek ki, yardıma yeltenirken de çok sesli yapmak lazım ki, etrafın desteği gelsin. Yoksa bok yoluna. Üstelik adı sendrom adı bile değil, çünkü boktan yollar bol ve o yollara gidenler çok. Oysa sendromlar az. Herbirinin adı yetmez.

Bende herhalde aptal yerine düşme utancı diye birşey yok, eğer normal olan etraftan işaret almaksa, hiç umurumda değil, zaten pek sosyal biri olmadığım ortada, bir olay gördüm mü en yüksek perdeden atılırım. Bok yoluna gidecek hallere düşmemek için en yüksek perdeden, ama sonra ben ne ettim de yardımcı olmadım diye dövünmemek için de atılırım. Tabii çok zor durumlarda kalmadım. Yani ateşle sınanmış değilim. Birisi kapıma dayansa, allah aşkına aç, peşimdeler, beni öldürecekler dese, kapıyı açıp saklasam mı, yoksa olayın dışında kalıp oğlumu güvenceye mi alsam, bunu şimdi bilemiyorum. Ortada olay yokken yiğitlik yapmak kolay. Yine de kavgalarda polis diye bağırdığım, saldırılana yetiştiğim çok oldu.

Bana sendroma uğramamayı çok ufak ama acısı bol bir olay öğretti. Birgün çok seneler önce, belki lisedeydim, Bakırköy’de dolmuşa binmiş, malum, dolmasını bekliyorum. Bostancı’ya gideceğim. Bir taksi, etrafında minicik bir kedicik oynuyor. Belli ki oraların kedisi. Kedi tekerleğin arkasına dayadı sırtını. Sonra araba çalıştı. Kedi var diye sesleneyim dedim. Ama nutkum tutuldu. Hayır, yalan söylüyorum. Nutkum tutulmadı, kedi bu abla, araba yürüyünce kaçar derler, dalga geçerler vesaire vesaire diye utanıp ağzımı açmadım. Teker kediyi topladı, çevirdi, altına aldı ve pis bez gibi oracıkta bıraktı. Kanlı bir tüy yığını. Böylece o kediyi bencilliğimle öldürmüş oldum. Acaba toplum ne der bencilliğimle. Bu bana ders oldu. Yani sendromlara karşı ayakta duruyorsam yine bencilliğimdendir, onu da söyleyeyim. Sonradan içimde yarası kalmasın diye. Hayatta hiçbirşey karşılıksız değil. İyilik bile sonradan kendimizi iyi hissedelim diye yaptığımız, bencilce ama faydalı birşeydir.

4 Comments

  1. Gecen hafta bir film seyrettim. Nazilerin elinden cocuklari kurtaran bir sosyal gorevli ile ilgili. Kiz annesine ” Babam ne derd?” diyor,” Bogulani kurtarmak icin atliyacaksin suya, yuzmeyi bilmesen bile.”
    Aklimda kaldi.

  2. Böyle ortamlarda risk almak için akıldan önce cesarete bağlıyız gibime geliyor. Cesaret ise fizik gücüyle yakından ilişkili.
    Yazdıklarınızdan ve öz eleştirinizden cesaret alarak,kendimi sorguluyorum da öyle sıradan olmadığımı söyleyebilirim:) Hayatımda böyle risk alarak kurtardığım iki cam oldu. Birisi, denizde boğulmakta olan ve herkesin bir film gibi seyrettiği, 25-30 yaşlarında birini kurtarmak oldu. Burada bilgiye de ihtiyaç var özellikle. Örneğin, denizde boğulmak üzere çırpınan birisinin ön tarafından değil, arkasından yaklaşmak, boğulanın paniğinden dolayı birlikte batmayı önleyen bir yöntemdir.
    İkinci can kurtarma konusu ise, gecenin 03.ünde karanlık bir ortamda panikle, bir köy arazisi civarı bir yola çıkıp el kaldıran birine durmak ve, yol kenarında doğum sancısı çeken karısını acile yetiştirmek oldu.

    Bu konuda içinde yaşanılan sistemlerin (ya da ideolojilerin) toplumsallaşmaya bakışlarındaki farkları dikkale incelemekte yarar olduğunu düşünürüm. “Nemelazımcılık”ın en popüler olduğu anlayış hangi kültürün ürünü belli. Geniş bir konu….

    Şunu düşündüm bu yazınızdan sonra:ilköğretim müfredatına “yardım kültürü” adında bir ders konulmalıdır.

  3. Bazen insanın nutku tutulup kalıyor, tepki veremiyor.
    Acaba, içgüdülerimiz şehirlerde yaşamaya uyum sağlayamamış olduğundan mıdır bazı gecikmiş tepkilerimiz?

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


one + 11 =