Buna birşey eklemek günah olur:

Sinop’un Dikmen İlçesi’ne bağlı Küplüce köyünden Hanife Azgın’a (78) önceki akşam açılan telefonla, Samsun’da seyyar tezgahta kestane satan 43 yaşındaki Salim Azgın’ın öldüğü haber verildi. Eşi Ali Azgın’ın yeğeni Salim’in öldüğünü öğrenince ağlamaya başlayan, gözyaşları içinde İstanbul, Bursa ve İzmir’deki yakınlarını arayan yenge Hanife Azgın, sabah olunca hemen köy camisinin imamı Hamdi Karaaslan’a haber verdirdi. Ardından yakınlarına mezar yeri kazmalarını söyleyen yaşlı kadın, Dikmen İlçesi’ne gidip kefen, ibrik, ekmek gibi definde gerekli ihtiyaçları aldı.

Ancak, cenaze bir türlü köye gelmedi. Saatler öğleyi gösterirken, cenazeye gelen köylüler imam arkasında cuma namazını eda etti. Saatler ilerledikçe “Cenaze nerede kaldı?” soruları üzerine öldüğü sanılan Salim Azgın Samsun’da aranmaya başlandı. Saitbey Mahallesi’ndeki evine giden amcası Abdullah kapıyı açanı görünce şaşırarak, “Salim, yeğenim, sen ölmedin mi? Mezarını kazdık, kefenin hazır, bütün akrabaların, komşular köyde senin cenazeni bekliyor” dedi. Salim Azgın, öldüğünü duyunca gülerek, “Öldüysem burada ne işim var? Benimle dalga geçiyorsunuz” cevabını verdi. Hiçbir şey olmamış gibi işinin başına gitti ve kestane satmaya başladı. Amcasının oğlu Selahattin’in “Salim, senin köye gitmen lazım, millet perişan olmuş” demesi üzerine, Salim Azgın köye gitti.

Dün akşam 20.30 sularında Dikmen İlçesi’ne girip Küplüce köyü sapağına döndükten sonra köy yönünden gelen minibüs şoförünün 1. aza Yaşar Katırcı olduğunu gören Salim Azgın, aracı durdurarak Katırcı ile konuşmak istedi. Katırcı, Salim’i karşısında görünce şok oldu. “Salim sen ölmedin mi?” diyen Yaşar Katırcı, “Seni ‘öldü’ diye akşam köye telefon gelmiş, bütün akrabalar ayaklanmış, hazırlıklar yapıldı. Enişten traktörle senin cenazene geldi, cenazen gelmeyince köyüne dönerken trafik kazası geçirdi. Hastaneye kaldırmışlar. Jandarma geldi. Rapor tuttu” bilgisini verince Salim’in üzüntüsü arttı. Araca binip köye doğru ilerleyen ve ilk olarak kendisi için kazılan mezarlığı ziyaret eden Salim Azgın, mezarının başında öylece kaldı. Salim Azgın, çömeldiği mezarının başından arkadaşının yardımıyla doğrularak amcasının evinin yolunu tuttu.


Evin kapısına geldiğinde eve doğru seslenen Salim Azgın’ı, yengesi teselli etti. Öldü sandığı kaynının oğlunu kolları arasında ağlarken bulan ve salasından kefenine kadar definle ilgili bütün hazırlıkları yapan yenge Hanife Azgın, gelen telefonla ilgili şunları söyledi: “Telefonla aradılar. Salim için ‘şu anda hastanede’ dediler. Yolda kestane satıyormuş, hap içmiş, intihar etmiş, hastanedeymiş. Ağlıyoruz. İstanbul’a, Bursa’ya, sağa sola haber verdim. Herkes toplandı. Sabahtan Dikmen’e gittim, kefenini, ekmeğini aldım. Mezar kazıldı”.


Yenge Hanife Azgın, Salim’in İstanbul’daki ağabeyleri Salih ve Mehmet Ali Azgın, Bursa’daki ablası Fadime Akkaya, İstanbul’daki ablası Dudu Sungurlu ve komşu köydeki ablası Ümmihan Korkmaz’ın cenazeye geldiğini söylerken, helallik isteyen ve evden ayrılan yeğenine kapıda yıkanmak için su kaynatılacak kazanı, Dikmen’den aldığı ibrikleri ve kefeni gösterdi. Mezarını gördükten sonra bir de sarılacağı kefeni görünce bayılan Salim’i, arkadaşı Osman kolonyayla ayılttı. Arkadaşının kollarında güçlükle yürüyen Salim, dönüşte imamla da helalleşmek istedi.


İmam Hamdi Karaaslan, “Köyde yaşanan, ‘vatandaşın biri öldü’ diye haber geldi, salasını verdik, adam maalesef ölmemiş, yalan beyanmış. Köylü kabir kazdı. Cuma namazı kıldık, sözde cenaze evine gittik ama cenaze yok. Ama gerçekten ölse imiş cenazesi kalabalık olacakmış. Herkes toplandı. Durum bundan ibaret” dedi.


Kimin yaptığı bilinmeyen yalan ya da şaka bir çok kişiyi etkilerken, Salim Azgın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınan eniştesini ziyaret bile edemedi.
AYHAN GONCA -İHA

4 Comments

  1. yillar once haberlerde bir ishaninda cikan yanginda olenler arasinda dedemin adi okunmustu. Ustelik evet dedem de o ishaninda calisiyordu. Eve telefonlar yagmisti, ben cocuktum ama hala hatirliyorum dedemin olmedigine dair dedem, babam ne cok nefes tuketmislerditelefonda. Aslinda ne guzel olurdu “oldukten sonra biran yasamak, dostu dusmani tanimak !” Aziz Nesin mi yazmisti, cok mu attim 🙂

  2. Kim yazmisti? Bilmem ki… Yok, bazen bilmemek bilmekten iyidir. Geçenlerde kaynanayla kayınpeder, ben odadan çıkar çıkmaz fısıldaşmaya başladılar. Bizim duvarlar karton gibi, incecik. Kelimeler tek tek sızıyor. Duymamak için ıslık tutturup uzaklaştım. Benim hakkımda söylediklerini bileceğim de ne olacak? Köpür köpür köpürdeyeceğim. Ben, bana nasıl davrandıklarına bakıyorum insanların. Gerekirse korkutayım, yapmacık da olsa iyi olsunlar. Herkesi yontamayacağıma, benim hakkımda düşünmelerini istediklerimi düşündürtemeyeceğime göre! :oP

  3. Su sayili 10 gun bitemedi mi hala ? Senden keyifli yazilar okuyamamanin sebebi olabilirler diyor icimdeki ses. Eee gitsinler artik, sen de yaz eskisi gibi 🙂

  4. Bitti, bitti! Ama cok memnun kalmislar ki, yine geliyorlar Mayis’ta! AAAAA!!!!!!!!

    Senin bloga giremez oldum. Access denied… Beni yeniden davet eder misin? Okumak istiyoruuuuum!

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


five × three =