Boş

Duvarlara çiziktirmişler de çiziktirmişler: Ben buradaydım, ben şu kızı seviyorum, elimden geçmeyen kalmadı, komşunun oğlu çok gerizekalı. Buraya işeyen çarpılır.

Altında da bir başka çiziktiri: “Bu duvar bu kadar zavallının yazdığı klişeler altında yıkılmıyor ya, hayret birşey!”  Tarih: Milattan Önce 75 yılları.

İnsanlığın tekerür etmesi beni sıkmıyor; tam tersine huzur veriyor. Eğer bana durumlarım özel bir işkence, sıkıntı, mutluluk, çılgınlık, fışkıran hisler gibi geliyorsa diyorum kendi kendime; yeni değil.  Evrenin bana kişisel hıncı veyahut şansıma gözkırptığı yok.

Uzun zamandır tam yakamdan paçamdan çekip ilgimi tutuklayacak bir proje içinde değildim. Birşeyler yapıyorum, konserler vesaire ama göynüm kaçak, zarf orada, mektup başka yerde. Senkronizasyon bozukluğu.

 

Sonra iki tane birden proje çıkıverdi karşıma. Bir tanesi olur mu, olmaz mı tam bilemediğim için kendimi ılık tuttum. Ama belli ki oluyor. Bir dökümanter, yazın Türkiye’de çekeceğim. Konu karakteri derin, enteresan, değişik. Eğer kutu kutu içiçe kutuları açmayı başarırsam içinden değilmemiş inci çıkacak.

İkinci proje müzikle ilgili. Kaydedilmeyi bekleyen şarkılar. Ama janrı operadan biraz değişik. O bölümü sürpriz olsun. İşte bu  proje yakamdan yakalamış ki, şarkılar kafamın içinde dört dönüyor. Sanatçıların bir surat ifadesi olur bazen. Gözleri cam gibi, baktığını görmez. Önüne ne getirseniz birşey ifade etmez eğer çalıştığı şeyle ilgili değilse. Herşey irite eder ama hiçbirşey de önemli değildir yeterince. Çok tatsızdır bu surat ifadesinin diğer tarafında olmak ama çaresi de yoktur. Tekerlek dönmeye başladı mı ya o noktaya gidilecek, ya o noktaya gidilecek. Ben Brian’ın bu halini iyi bilirim. Artık önünde kalp krizi geçirsem ya da Nobel ödülü alsam farketmeyecektir, çünkü o başka dünyada. Şimdi sıra bende. Gözümdeki camlaşmadan rahatsız olduğunu, sanatçı kıskançlığına düştüğünü- ki bana da oluyor, sanatından kıskanmıyorum, düştüğü hali kıskanıyorum- şu kadın şu kayıtları bitirse de aramıza ruhen geri dönse diye düşündüğünü, ama geri döndüğümde de yine oralara gitmek için sabırsızlandığımı bildiğini biliyorum.

Geceleri uykuya dalamıyorum, sokakta nereye yürüdüğümü bilemiyorum. Böyle bezdirici ve tatlı. Ortaokul aşkları gibi. İçindeyken dert ama içinde değilken de dert.

 

 

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


4 × 1 =