Bloglarda içsel irdeleme

Gidilmeyen ebe-sobelemiş beni! Pek tabii, hem cevaplayacağım, hem de hoşgeldin diyeceğim.

1- Blogda yazmaya ilk defa Brian’ın zoruyla başladım. Pekçok fani gibi ben de meraklısı olmadığım yeni şeyleri öğrenmekten hoşlanmıyorum. Hatta öğrenirken kapris yapıyorum, alt dudağım bükülüyor filan. Resim yükle, bilmemne hiç merakım değil. Ama beni yazma merakımı dürtükleyerek kandırdı Brian. Yani bilgisayarla boğuşma acı ilacını, yazma şekerine bulayıp yutturdu. Sanatçılar ve kendilerini sanatçı olarak görenler kendilerine aşık teşhircilerdir. Üstelik, ben daha iyisini yaparım ve ben değersiz pisliğin tekiyim hisleri arasında mekik dokurlar. Blog, bütün bu ruhsal hastalıklarımı halka açık beslediğim bir yer.

2- Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum? Seçtiğim konularda içimden geldiği gibi yazıyorum diyerek sinsi bir cevap vereyim.

3- Blogda yazmak için birşeylerden feragat ediyor muyum? Hayır.

4- Blogda yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı? Artan bekleyiş derken, okuyucu ve beklentileri mi kasdediliyor? Narsist derken, “delusional” da değilim tabii. Bugün okurlar, bir daha yazmam; okumamış olurlar. Yazarken kendi fikrimi empoze etmeye çalışıyorum. Bu blog demokratik bir blog değil; benim kesin ve kat’i diktatörlüğüm altında. Ben zaten pek eğlenceli bir insan da değilim, blog yazmanın eğlenceli bir uğraşım olduğu da nereden çıktı? Burası fikir taklak attırdığım bir yer. Zevk alıyorum, eğlenmiyorum.

Bunun yanısıra, zayıflıklarım var. Okunmayı istiyorum. Eğer okunmazsam küsebilirim burada yazmaya. Okunmak için yol ararım. Okunmak, alkış almak, hatta artan ilginin içinde küfür yemek uyuşturucu gibi: devamlı daha fazlası lazım.

Egolarımın yaptığım fiil olan yazı yazmakla bu kadar sarmaş dolaş olduğu bir ortamda “zorunlu hal” diye bir durum olamaz.

5- Blogda yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim? Neden sordunuz?

3 Comments

  1. elif iyi toparlamışsın konuyu ama ben en çok “Okunmak, alkış almak, hatta artan ilginin içinde küfür yemek uyuşturucu gibi: devamlı daha fazlası lazım.” kısmına bittim ve hepimiz adına kendimi bir parça mazoşist hissettim, bu arada eklemeden geçemeyeceğim “ruhsal hastalıklarını, ve tabi hastalıklarımızı iyi besliyorsun” şuna insanı duygularımız zaaflarımız mı desek yoksa? velhasıl takipçiniz efendim 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


twenty − 3 =