Biz Dans Edeni Sevmeyuz

Bugun gazeteye bakarken padisahlarin unlu sozleri diye birsey gordum. Okuyayim dedim de beni nerelerden nerelere goturdu.

Hikayeye gore, Kanuni Devri’nde dans diye birsey cikmis Fransa’da. Daha once dans edilmiyormus gibi acaip bir anlam cikiyor. Oyle birsey olamayacagina gore, herhalde 14. Louis zamaninda kurallari iyice yerlesen saray dansi- bale’den bahsediliyor diye dusundum. Ama o degil, cunku Kanuni’nin taktigi kral Francis (Frnasuva). Bu dans denen meretin cikmasi Kanuni’yi cok endiselendirmis. Padisah dedigin sadece endiselenmez ve ayni zamanda sinirlenir ki yumusak gorunmesin. Krala aynen soyle bir mektup yazmis:

“Ben ki, kırk sekiz krallığın hakanı Kanuni Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım rapora göre, memleketinizde dans adı altında kadın erkek birbirine sarılmak suretiyle insanlar arasında oyun oynanmakta olduğunu işitmiş bulunmaktayım.

Hemhudut olmaklığımız dolayısıyle, iş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali müvacehesinde Name-i Hümayunum elinize ulaştığından itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat Ordu-yu Hümayunumla gelip men’e muktedirim!..” Bu mektup uzerine Fransa’da bir yuzyil boyunca dans edilmemis!

Ben adamin neden dansa takmis olabilecegini anlamadim. Eger hemhudut iseler ki degillerdi, o tarafta sarap da iciyorlardi ve Isa’ya tapiyorlardi ve daha bir dolu seyler yapiyorlardi. Dans nereden cikmis olabilir? Uydurma bir mektupsa kim oturup boyle sey yazmis? Kanuni’yi asagilamak icin mi yazmis- cunku milleti dans ediyor diye tahdit etmenin ovunulecek bir tarafini goremiyorum ben. Sen git isine bak filan derler. Koskoca padisah ta uzaktaki insanlarin dansiyla ugrasiyor, sen git ogullarini bogdurtmadan filan hakim olmayi ogren once. Ustelik bir yuzyil sonra neden dans edilmis? O padisah boynuzlu padisah miymisda ulkesinin hemhududunda boyle fuhsi seylere izin vermis?

Fransa Krali (krallari demeli) ile Suleyman’in diplomatik ve askeri birliktelikleri vardi. Birlikte pek cok kereler savasa ciktilar. Bu kadar “dostlugun” icinde bir koca padisahin oturup bir krali dans icin rencide edecegini hic sanamiyorum ben. Zaten tarih de desteklemiyor. “Guya mektup” da birkac internet sitesinde, bir Pakistan sitesinde ve bir de Turk gazetesinde var!

Kanuni’nin Kral’a yazdigi hos bir mektup var. Kral dusmanlarinin elinde tutukluyken ona cesaret veren ve kendi ihtisamini anlatan bir mektup. /biraz sabirla okur ve bir de her kelimesini anlamak icin kasmazsaniz cogunu anlayacaginizi tahmin ediyorum:

 

Hazret-i izzet cellet kudretuhu ve allet kelimetuhunun (Allah’ın) inâyeti ve mühr-i sipihr-i nübüvvet ahter-i burc-i fütüvvet-pişvâ-yı zümre-i enbiyâ muktedâ-yı fırka-i asfiyâ Muhammed Mustafâ’nın sallallahu aleyhi vesellem mu‘cizât-ı kesîretü’l-berekâtı ve dört yârinin -ki, Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’dir- rıdvânullahi aleyhim ecma‘în onların ervâh-ı mukaddesesi mürâfakati ile,

Ben ki Sultanü’s-salâtin ve bürhânü’l-havâkîn tâc-bahş-ı hüsrevân-ı rû-yı zemîn zıllullahi fi’l-arazîn

Akdeniz’in ve

Karadeniz’in ve

Rumeli’nin ve

Anadolu’nun ve

Karaman’ın ve

Rum’un ve

Vilâyet-i Zülkadriyye’nin ve

Diyarbekir’in ve

Kürdistan’ın ve

Azerbaycan’ın ve

Acem’in ve

Şam’ın ve

Haleb’in ve

Mısır’ın ve

Mekkenin ve Medine’nin ve

Kudüs’ün ve külliyyen

Diyâr-ı Arab’ın ve

Yemen’in ve

dahi nice memleketlerin ki, âbâ-yı kirâm ve ecrâd-ı izâmım enârallahu berâhinehüm kuvvet-i kahireleriyle feth ettikleri ve cenâb-ı celâdet-me’âbım dahi tîğ-ı ateş-bâr ve şimşîr-i zafer-nigârım ile feth eylediğim nice diyârın sultanı ve padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ım,

Sen ki, Françe vilayetinin Kralı Françesko’sun…

Dergâh-ı selâtîn-penâhıma yarar adamın Frankiyan ile mektup gönderip ve bazı ağız haberi dahi ısmarlayıp memleketlere düşman müstevli olup el-an hapisde idüğünüz i‘lâm edip halâsınız husûsunda bu cânibden inâyet meded ve inâyet eylemişsiz.

Her ne ki, demiş iseniz benim pâye-i serîr-i âlem-masîrime arz olunup alâ-sebîli’t-tafsîl ilm-i şerîfim muhît olup tamam ma‘lûm oldu.

İmdi padişahlara sınmak ve haps olunmak acep değildir. Gönlünüzü hoş tutup âzürde-hâtır olmayasız.

Eyle olsa bizim âbâ-i kirâm ve ecdâd-ı izâmımız nevverallahu merkadehüm dâimâ def‘-i düşmân ve feth-i memâlik için seferden hâli olmayıp biz dahi onların tarikine sâlik olup her zamanda memleketler ve sa‘b ve hasîn kal‘alar feth eyleyip gece ve gündüz atımız eyerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmış ve Hak sübhânehu ve te‘âlâ hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve irâdeti neye müte‘allik olmuş ise vücûda gele.

Bâkî ahvâl ve ahbâr ise mezkûr adamınızdan istintak olunup ma‘lumunuz ola.

Şöyle bilesiz…

Tahrîren fî evâil-i Âhiri’r-Rebî‘ayn li-sene isneyn ve selâsîn ve ti‘a-mi’e.

1 Rebiülahir 932 (15 Ocak 1526)

Be-makam-ı Dârü’s-Saltanati’l-Aliyyeti’l-Kostantıniyye el-Mahmiyyeti’l-Mahrûse

……………..

Belli ki diplomasiden anlayan, bir muhtesem imaj nasil yaratilir gayet iyi bilen biriydi. Oturup milletin tutusuyle ugrasmis olmasi bir komedi, oyle sanilmasi baska bir komedi, ve o zanla mutlu olunmasi komedi degil, bir cesit trajedi!

Fransa Krali, kendisini Musluman ile isbirligi yapiyor diye elestirenlere ama bu guclu padisahin, dinsiz gavur olsa da bir Hristiyanlar’a faydasi vardir cevabini vermistir. Ya bi de bi dakka, acaba su dans meselesinde biraz daha anlayisli davransaniz da adami sinirlendirmesek diye bir kanun cikardigi bilinmemekte. Saraylarda sonradan bulacagi formu henuz bulmamislarsa da doyasiya dans ettiklerini biliyoruz. Bence “gunah” oldugu halde portrelerini yaptirmis olan Kanuni de oyle bir partiye cagirilsaydi, hepimiz yaptigi ince figurlerle gurur duyardik.

 

 

2 Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


11 − 6 =