Binbir Nasihat

Çocukluktan beri en büyük zevklerim ıslak saçla sokağa fırlamak, yalınayak dolaşmak. Hayatımda hiç sinüzit olmadım, nezle bile olmam pek. İlk denememizde hamile kalıverdim, hiç yumurtalık ağrısı, regli problemi bilmedim. Oysa şimdiye kadar çoktan kısır ve sinüzitli ölmüş olmam gerekirdi.

Birkaç zaman önce babam dedi şaka yollu: Sana da taşa basmamayı öğretemedik. Boşveeer dedim gülerek. Bir çocuk yaptık, bundan böylesi bedava doğum kontrolü olur, fena mı?

Biryerde okudum şimdi: En sık rastlanan boş inançlar: Sabah kahvaltısı en önemli öğündür çocuğum. Yemekten hemen sonra yüzülmez. TV’ye çok yakın oturma. Çin’de birinin şimdi kalktığı sıcak sandalyeye oturursan hemoroit olurmuşşsun. Ama İngilizler’e göre soğuk yere oturmamalı. Ukraynalı annelere göre soğuk betona oturdun mu, kadıncağızın torun sahibi olma ihtimali sıfır! Aynen biz.

Perulular buzdolabının önünde çok durursan kanser olursun dermiş. Çekler’e göre meyve yedikten sonra su içersen gaz olursun. Filipinliler yağmur yağarken kırmızı giymezmiş- yıldırım çeker diye. Alman ve Avusturyalılar’ın en büyük korkusu kurandermiş. Bir camın küçücük açığından rüzgar gelir, cereyan yapar diye ödleri patlarmış. Sen Türkler’i bilmiyorsun anacığım. 45 derecede oturur, ter içinde kalır, rüzgar çarpar diye deli olur, sonra her tarafları tutulur- rüzgardan nasıl tutulunur ben bilmiyorum. Hiç başıma gelmediği gibi, bu boş inancı olmayan milletlerin de her nasılsa hiç başına gelmiyor. Demek tutulmak için inanmak lazım!

Koreliler ancak pencere açıksa fan kullanırlarmış, yoksa o fan adamı öldürürmüş! Bilimsel açıklaması biraz sisli, buzlu. oksijeni mi bitiriyormuş ne.

Ama genç Koreliler inanmıyormuş böyle şeylere artık. Tabii ölürsün diyenlerin saçmalama, ne alaka diye internet zamanı çocukları.

Ben de Türkiye’den uzaklaşalı beri Türkiye’de çok değişiklikler oldu. En büyük değişiklikler neler deseler ne politika, ne birşey. Ben derim ki artık minibüslerde pencereleri açıyorlar püfür püfür. Çok ender bir gencin biryerleri tutuluyor, yaşlı nesil hala tutulmakta olsa da. Buz gibi havalandırma var her yerde. Millet sıcaktan buz gibi yerlere hiç tereddütsüz giriveriyor. Hatta bir oh çekiyor. Oturuyor rüzgarın önüne. Suya buz koyar olmuşlar. Lıkır lıkır içiyorlar. Böyle bir korkusuzluk halleri.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


7 + 9 =