Ben … iken (1)

Philadephia’nın Fish Town dedikleri, İrlandalı’sı bol bir semtinde oturuyorduk o zamanlar. Bir kere tek başıma yürüyüşe çıktığımı hatırlamıyorum. Sabahın seherinde çenesini masada nasırlatanların doldurduğu barlar, çeklerini ağır yüzdelerle bozdurabileceğin, yüzüğünü, saatini bırakacağın cinsten tefeci dükkanları, uyuşturucu bağımlılarının gittiği bir devlet kurumu, binlerce düşük sınıf, fakir İrlandalı, İrlandalı…

Biz, orada üç katlı bir evde yaşıyorduk. Önceleri iki kişi daha oturuyordu evde. Sonra çıktılar, Brian’la ben kaldık. Yedi odası vardı. Sanırım. Bazı bölümlerine hiç girmedim ben. Hiçbiryere açılan kapılar, örülmüş duvarlara inen merdivenler, karanlık köşeler, tavanaraları, bir banyonun ortasında duran, aslan ayaklı küvet, dört tarafı yere kadar camlı bir oda. Arka bahçe, arka bahçenin ağaçlarından atlayarak, duvarlara tırmanarak eve girip çıkan Kızılderili komşu. Fareler. Her yerde fareler. Fırının içinden başını çıkaran, fırındaki yemeği iki dakika bıraksam üstüne tüneyen fareler.

İki yıl.

Bu giriş. Daha çok şey var anlatılacak.

7 Comments

  1. evet, müthiş başladı hikaye. eve bayıldım; küvete, tavanarasına, camlı odaya, kızılderili komşuya… sonra irlandalı alkoliklere, tefecilere… ahh!

    fare konusu kötüymüş yalnız. devamını ben de bekliyorum heyecanla.

    bu arada, 4 ay, 3 hafta, 2 gün filmini geçen hafta izledim. çok, çok güzel bir film gerçekten de.

    sevgiler.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


five + seventeen =