Bale

Bizim oğlan iki yaşından beri bale okuluna gidiyor. Birincisi, disiplin içinde çalışmaya alışsın diye, ikincisi de vücudunun her bölümünden haberdar olsun ve kontrol etmeyi öğrensin diye. Tabii, duruşu asil olsun diye filan filan. Balet olacak yeteneği olduğunu sanmıyorum. Ancak belki koreograf olmakla ilgilenir, çocukken aldığı dersler onda yeni bir kapı açar.

Brian hep der ki, bu çocuk kariyer olarak baleyi seçerse kız yöünnden hiç boşta kalmaz. Hele olur da gey olursa, hiç hiç boşta kalmaz!

(Homofobik yorumcular, işte biz böyle sapık bir aileyiz. Neyleyim? Değişeceğimiz de yok. O yüzden kendinizi hiç yormayın. Hem de ateistiz filan. Bence hiç dokunmayın. Doğru yola filan getirmeye çalışmayın. Çünkü biz cehennemde odun niyetine kullanılırken, cennette sizin de suyunuz ısınır. Fena mı? )

Şu sıralar dünyanın en iyi baletlerini hangi ülke çıkarıyor? Küba. Balerinlerini demedim. Baletlerini. (Baletler homoluklarıyla bilinir ya, homoluk da kapitalist hastalığıydı, acaba kapitalist güçler Küba’yı böyle mi yıkmak peşinde? Yok, geylik galiba komünist-dinsiz hastalığıydı… Bak, karıştırdım şimdi!)

Küba’da bale, başka ülkelerdeki spor müsabakaları kadar çok ilgi görüyor. Araba tamircisinden temizlik işçisine kadar bütün “baleden anlamaz, bale onların neyine, bale de zaten emperyalist zevki, o yüzden proletaryaya yaramaz” sınıfından insanın en büyük zevki bale. Oralarda. Sahnede ne olacağını da iyi bildiklerinden, mesela bir balet sahne almak üzereyken ortalık çığlık ve alkıştan yıkılıyormuş. Dünyanın en önemli bale yarışmalarından biri de orada düzenleniyor.

83 yaşında mı ne bir Kübalı kadın koreograf var. Şimdi hemen hemen tamamen kör ama çalışmaya devam ediyor. Nasıl? Ne bileyim? biz gören gözlerimizle hiçbir halta yaramayaak bir mucize gerçekleştiriyoruz. O da tersiyle. Kadının kurduğu bale okulu, yılda 40 adet profesyonel dansçı çıkarıyor. Kimini ihraç ediyorlar, kimisiyle Kübalılar’ın doyurulamayan bale açlığını besliyorlar. Okul 1940’larda açılmış. Yani merakın parsasını ne komünistler, ne de öncesi toplayabilir. İçlerinden geliyor adamların. Tabii Castro’ya da şapka çıkartmak lazım. Elit işidir diyerek ocaklarına kibrit suyu dökmediği için. Castro’dan sonra bale köylere ulaşmış. Halka ne ne demektir diye açıklamalı gösteriler yapmışlar. Tabii bilinçli sanatsever bilinçli sanatsever çocuk yetiştiriyor. Böyle böyle…

Kübada sanatçıların (her çeşitinin) başka ülkelere gitmesi tamamen serbest. Ülkenin prestiji sayılıyorlar. Sporcuların işi daha zor. Profesyonel spor yasak. O yüzden mesela beyzbol için Amerika’ya gelmeleri yasak. Küba arıca beyzbolcu yetiştirmesiyle de ünlü.

Başa dönersek. Okulların üçte biri erkekmiş. Bunu erkeklerin kızlardan daha çok yarışmaya ve en iyi olmaya merakı olmasına bağlıyorlar. Minik baletler balerinlerin önünde masküler, atletik ve güçlü görünmeye çalışıyorlarmış. Ben ise bu kadar çok erkek öğrenci olma sebebini, kafasını eşcinselliğe takmamış aileler olmasına bağlıyorum. Çocuk işin içine girmeden, balerin önünde nasıl görüneceği derdine girmez. O derde girmesi için birinin elinden tutup okula götürmesi lazım. Sonra dertlenecek. Sonra balet olacak. olmazsa da balesever olacak.

Anatol’un sınıfında Anatol tek erkek. 14 kız. 1 erkek. Amerikan burjuvazisi genel olarak pek bir dindar ve homofobik sayılmaz ama homolar ailemden uzak dursun cinsinden. A, ama bi dakka. Hani homoluk kapitalist hastalığıydı? Yahu yoksa bu işin izmlerle ilgisi yok da, yoksa bilimin ve doğanın kendisinin de dediği gibi doğal birşey mi diye sorası geliyor insanın. Ama aman düşünmeyelim. Beyin kıvrımlarımız ağrır. İzm iyi gelir bize. İzleyelim, mutlu olalım.

(Şimdi işkillendim. Yoksa ben hakikaten homo muyum da, ikide birde bu konudan bahsediyorum? Din konusundan da bahsediyorum. Acaba klozet dindar mıyım? Ermeni konusunu da yazmıştım. Ermeni soyumdan olsa gerek. Yemek kültürü filan, obez genlerim var herhalde.  Hele sanat? Feci bir portre çiziyorum.)

Bu konu bu kadar.

Anatol yaklaşık bir aydır, akşam okuduğumuz kitapların büyük bir bölümünü kendi okumak için tutturuyordu. İki gecedir kütüphanesinden kitap bulup yanıma yatıyor. Ben birşeyler okurken, o da yüksek sesle kitap okuyor. Okuyamadığı kelimeleri soruyor; muammayı birlikte çözüyoruz. Eskiden her gece uyumadan önce, 45 dakika içinde  üç kitap bitirirdik. Şimdi kendi kendine bir kitabı anca bitiriyor. Ama olsun. Kendi kendine.

15 Comments

  1. Bir süredir izleyicinizim. Yaşamdaki duruşunuzu, yaşama ve insanlara bakışınızı seviyorum.
    Sizin için farkeder mi bilmiyorum ama yine de bunu bu sayfadan belirtmek istedim.
    Yazdığınız pek çok yazıda olduğu gibi bu yazıdaki fikir ve düşüncelerinizin altına imzamı koyabilirim.
    Sevgiler

  2. Elif, Küba cidden çok ilginç bir ülke. Aramızda liberal olsun sosyalist olsun sempati duymayan yoktur Küba ve devrimine. Gerçi son dönemlerde Che ve Fidel’in bilinmeyen yönleri üzerine de belgeseller izledim. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilinmez ama bir takım şeylerin ülkede ters gittiği de gerçek. Herşeyi ABD nin blokajına bağlamamak lazım.

    Politikayı boşverelim ama gerçekten Küba’nın müziğe, sanata verdiği önem tartışılmaz. O fakir ülkedeki müzik okulları ile ilgili bir belgeselde açıkcası çocukların müziğe yaklaşımları tüylerimi diken diken etti.

    Anatol ismi bu arada slav kökenli bir isim değil mi? Anatoly var Rusça’da sık karşılaştığımız. Eşinin kökeninden dolayı olduğunu tahmin ettim, eğer Rusya ile de bir bağlantısı varsa… Bu arada Klezmer, Doğu Avrupa çingene ve yahudi müzikleri konusnda doyurulması zor bir iştahım var…

  3. anlattıkların tanıdık geldi!benim oğlumda yaklaşık 4 aydır bale kursuna gidiyor aile ve bilimum arkadaş çevresi
    *hah gönderdiniz oğlanı baleye başka kurs yok gibi,kesin gay olacak gözüyle bakıyor hem saçıda uzun bizimkinin errkekk saçı gibi değil hiç, gay olacak kesin!!bende aman iyi bari hiç yoktan geln derdiyle uğraşmam erkek gelinim olur fenamı güzel anlaşırız diyorum:))bizimkide sınıfında tek erkekti şimdi 3’e çıktılar yok normal ailelerde gönderiyor artık buralarda da baleye erkekleri,gelişiyoruz…
    gerçi bizimki düm tek tek çalınca kıvırıyor baleyle karışık, korksakmı?

  4. Ateist olduğumu her fırsatta söyleyeceğim. İnsanların kulakları alışana kadar. Çünkü çoğu benim ateistliğime değil, ateist olduğumu söyleyişime takılıyorlar. Nasıl olur da kendimi gizlemeden, sakınmadan ifade edebilirim?

    Ben nasıl dindar insanların bloglarına girip ileri geri taciz mesajları bırakmıyorsam, kendimden olmayanlara saldırmıyorsam, onlardan da aynı anlayışı görmek isterim.

  5. Bu arada şu bale olaylarına bizde mi girsek. Yaman’ın vücut koordinasyonu beni çok düşündürüyor. Dengesiz, sakar, dikkatsiz. Bunu bir araştırmalı. Bizde de öyle bir yere götürmek için bütün gününü vermen lazım yaaa.

  6. Kayip, merhaba! Benim icin farkeder. :o) Tesekkur ederim. Elestirilmek guzel. Insan kendisine yeniden bir bakiyor. Ovulmek guzel. Insan cesaretleniyor.

    5Posta, Soguk Savas’in bitmesi yaramadi tabii. Bir de, kendi dogal kaynaklari olmayan ulkelerin hali biraz zor. Ya derhal “globallesme”ye ayak uydurmak lazim, internet bilmemne teknolojisinde guclenecekler. Ya baska birsey bulacaklar. Tuccar kafali olacaklar filan. Castro daha olmeden degisiyor oralarda isler. Aciliyorlar. Obama da buradaki Kubalilar’in oylarini topladi, cunku masaya otururum dedi. Iliskileri acarim, hizlandiririm, ziyarete izin veririm vesaire. Gorecegiz.

    Belki Castro bu kadar uzun sure yasamasaydi, sevaplari gunahlarindan daha fazla olurdu. Bazi insanlar icin devrim yapmak, ulke yonetmekten daha kolay! :o)

    Kuba bir de cok doktor yetistiriyor. Dunyanin okuma yazma orani en yuksek ulkelerinden. Tabii o oranla ne yapacaklardi? Hersey yasaksa… Ama simdi acilinca o birikim birseylere sebep olur gibi geliyor bana.

    Klezmer’i ben de cok severim. Bizim dugun Turk restoraninda, Klezmer grubu esliginde olmustu. :o)

    Brian’in aile Polonya ve Avusturya’dan. Ismi o sebeple koymadik. Yazarim bir ara.

    Figencigim, korkma! En kotu ihtimalle ogullarimizi birbirleriyle evlendirir, rahat ederiz. :oP

    Asli, benim annem de benim ateist oldugumu soyleyemiyor! :oP Ben Turkiye’de ateist oldugumu soyleyince, kanser oldugumu soylemisim gibi bakiyorlar. :o) Olsun. Alisilacak. Nasil baska dinlerden insanlara alisilmasi lazim, bu da olacak. Ustelik mesela annem millete diyormus ki, onlar cocuklarini birakacaklarmis, ileride dinle ilgili kendi kararini verecekmis. Hicte bile! Bir Musluman, cocugunu nasil Musluman olsun diye egitiyorsa, ben de aynen ateist bir cocuk yetistiriyorum. Kendi karari mi olur boyle seyin? Dunyanin duz olduguna karar versin de goreyim!!!! :oP

    Yolla baleye. Ne guzel olur! Bale olmazsa folklor. Ne olursa. Hem senin oglanin konservatuvara girme yasi gelmedi mi artik bakayim?????

  7. Aslicigim, baleye daha gec baslaniyor ama konservatuvarda bir enstruman icin basvurmak isterseniz yasi gelmis. Ben kemana 6 yasinda basladim ama 5 yasinda baslayanlar da var. Sen bir sorustur. Hem Istanbul Devlet (o Kadikoy’de), hem Mimar Sinan (Besiktas). Onumuzdeki Eylul icin.

  8. Asli, bu bahsettigim okullarin yari zamanli denilen, kucuk cocuklar icin egitimleri halen var. Kapatildiklari filan yok. Bence de sen kendin sor. Ya da bir ara ugrayabilirsin belki.

    10 yas bale icindir. Keman, piyano, vesaire icin 10 yas gec.

  9. Bayılıyorum sana Elif 🙂
    Ben henüz senin kadar rahat olamasam da çocuğumun gay olma ihtimali karşısında(Bu arada çocuğum yok). Senin bu konudaki duruşunu kıskandım.
    Anatol çok şanslı bir çocuk o kesin 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


10 − three =