Bakan

İsmail Cem TRT’nin başındaydı. Bir aralar Kültür Bakanı’ydı, bir aralar Dışişleri Bakanı. Şimdi kimler bakan? Hangi takunyalılar? Hangisi kültürüne bakacak, hangisi dış işine?
Neyse ki hasta olduğunu biliyordum. Bir fotoğrafını gördüm, sıskacık olmuş, yok olmuş, çökmüş. Elinde baston. Yabancı bir ülkede, birşeylerin konferansında. Yüzünde kocaman bir gülücük. Neyse ki öleceğini biliyordum. Şu geçen karanlık günlerden sonra neyse deyip kendi kendimi kolluyorum. Bugün ekmeğimi pişirdim. Alabalık ızgara yaptık. Hava güzeldi. Günün çoğunu sokaklarda geçirdik. Söğüş dil sandöviç yiyeceğiz akşam. İki kitap okumaya başladım. İyi ki biliyordum…

6 Comments

  1. Ben bilmiyordum. Neden bilmiyordum, anlamıyorum. Aslı bizdeydi, eşiyle konuştu telefonda ve dedi ki, “İsmail Cem
    ölmüş.” Nasıl yani? Neden? Bilmiyordum ki hasta olduğunu. Ben aşıktım İsmail Cem’e. Hoşlanıyordum onu görmekten. Ne konuştuğunu dinlemeden bakakalıyordum öyle birkaç saniye ekrana bazen. Gülümsemesini öyle çok beğeniyordum ki. Onun zamanındaki TRT sırasında küçüktüm evet ama taa o zamanlardan adı saygıyla ve sevgiyle geçiyordu evde. Şu kaba saba,
    anlayışı kıt, entelektüel birikimleri sıfır politikacıların yanında duruşunda, insana umut veren, o kadar da kötü değil durum dedirten bir şey vardı. Sesini de beğeniyordum onun.

    Toprağı bol olsun.

  2. Benim de politikaciya bakisimin yonunu degistiren insandir Ismail Cem. Kendi olumuyle ilgili yazdigi siirinden cok etkilendim.

  3. Elif Hanim ,
    Ismail Cem icin Allah rahmet etsin.
    Insanlari boyle “takunyalilar” diyerek kategorize etmenizi hangi kriterlere dayanarak yaptiginizi anlayamadim.Insanlar dini tercihlerinin dunya hayatlarina yansimalarini kimseyi rahatsiz etmeden uygulayamazlar mi?Halbuki “benim oglum gay olsun” yazinizda gayet demokrat takilmissiniz.Benim kanaatime gore boyle siniflandirmalar cok insafsizca.Sizin anlayisinizla simdi sadece kiyafet ve yeme-icme tercihlerine gore insanlari takunyalilar ve cagdaslar diye kamplara mi ayiralim?
    Onyargisiz ,arastirip sorusturmadan etikenlenmelerin olmadigi,herkese yasamak icin sunulan havanin kimilerince kendi tekellerinde oldugunu sanip ellerinden gelse posetlenip “Benim gibi dusunup,yasayanlar sadece siz var olun” diyenlerin at gozluklerini cikarip insafa gelmeleri umit ve temennileriyle.
    Hoscakalin.

  4. Merhaba Nagihan! Hosgeldiniz. Takunyali demek, dindar demek degildir. Daha dogrusu ben oyle bilmiyorum ve oyle kullanmiyorum. Takunyali demek, dinini flama gibi tasiyan ve ayrica gorgusuz demektir. Su andaki Kultur Bakani’nin takunyali sinifina girdigini soylemek zorundayim. Neden orada oldugunu bilmiyorum. Belki kultur ikinci sinif bakanlik diye mi dusunuluyor? Turizm de herhalde kendi kendini idare eder diye boyle bir secim yapilmis. Ismail Cem’in takunya ile de dolassa, Italyan ayakkabisiyla da dolassa, herhalde o goreve cok daha uygun oldugunu itiraf edersiniz.

    Disisleri’nin tutarsiz davranislari da, oraya getirilen insanlarin, bu sorumlulugu tasiyamadigini ispatladi. Kendine saygili bir diplomasi cikaramadilar ortaya. Takunyalilik bir kafa yapisidir, yoksa dinini istedigi gibi yasayana takunyali denmez.

    Ben demokrat “takilmiyorum”. Hele homoseksuellik hakkinda, hic de oyle degilim. Homofobi, benim tamamen yabanci oldugum, hic anlayamadigim, bana irkcilik kadar igrenc gelen bir konudur. Demokratlik politik birsey, benim icin escinselligin politik ideolojilerle bir ilgisi yok. Demokrat olayim, aman, aslinda icimden oyle gelmiyor ama homolari seveyim filan gibi bir derdim yok. Ama sanirim kendimi iyi anlatamamisim ki, siz sirf ozenti olarak oyle yazdigimi dusunmussunuz. Saglicakla kalin.

  5. Merhabalar Elif,Hosbulduk.

    Yorumuma cevap yazmissiniz,tesekkurler.

    Siz kendinize gore bir anlamda kullanmissiniz anladigim kadariyla”takunyali”kelimesini.Bu kelime rahmetli Ozal doneminde ve gunumuze degin cogunlukla “dindar vasifli siyasiler”icin kullanilagelmistir benim takip ettigim kadariyla.Atilla Koc’u da takunylalilar sinifina sokmaniz kendi tercihiniz olabilir.Ben sizin kriterlerinize gore “liyakatsiz” deseydiniz daha anlasilir bulabilirdim.
    Bazi bakanliklara gerekli ehemmiyetin verilmeyisi konusunda hemfikirim sizinle,tipki karnelerin sag taraflarinin pek fazla kale alinmayislari gibi.Bu durum tabii biraz da ekonomiyle ilgili,halen aclik sinirinda yasamlarini surdurmeye calisan insanlar var ne yazik ki Turkiye’de.Kulturel gelisim biraz da arz-talep meselesi.Umidimiz bu gelisimi yakalayabilmek tabii ama Marie Antoinette gibi “ekmek bulamiyorsaniz pasta yiyin” demeden.

    Demokrasiyi ben sadece politik anlamda kisitlayamiyorum.Demokrasi,kisilerin hak ve ozgurluklerini yasayabilmede toplum ve bireyler arasi iliskileri duzenleyen bir bakis acisi anlami da iceriyor benim icin.Belki bir onceki yorumumda demokrasi yerine hosgorulu demeliydim.Yoksa sizin homoseksuellik konusundaki goruslerinizin samimi olup olmadigini sorgulamak gibi bir dusuncem yoktu.
    Siz de saglicakla kalin

  6. Nagihan, boyle sohbet etmek guzel. Tabii cevaplamak, iletisime gecmek istiyorum. Yoksa yoruma acik olmazdi blog. Hatta kendi kendime gunluk tutardim.

    Ben takunyali deyiminin o zaman bile, daha cok dinci, gorgusuz, egitimli siyasiler anlaminda kullanildigini dusundum. Dindar vasifli diyorsunuz ama bizde dindar olmayan siyasetci zaten yok. Ya da halk kaldiramaz. Sonucta belki bes vakit namaz kilmazlar ama dindarlardir genellikle. Ben o yuzden dinci diyecegim. Dini inanislarini ortaya koyan, kullanan anlaminda.

    Konuyla ilgili degil ama Marie Antoinette’in boyle bir laf etmedigini biliyor muydunuz? :o) Evet, oldukca vasifsiz ve halkla kontagi olmayan bir kraliceydi ama o lafi etmemis meger.

    Ben kulturun ekmek kadar lazim olduguna inaniyorum. Hele su arada, bu kadar lackalasmisken, daha da lazim. Opera filan diye tutturmuyorum. Asik Veysel, Orhan Veli bizden cikmadi mi?

    Ben demokratim diyemeyecegim. Sanirim humanistim ben. Hosgorulu bile oldugum soylenemez. Belki “tahammul” diyeyim. Hic hos gormedigim seyler var! Nasil humanist oluyorsun o zaman derseniz, oyleyim iste. Cunku hani bir yangin ciksa, carsafli marsafli bakmam. Atlarim ortaya. :o) Beylik bir laf, ama tabii efendim diyenin de iyice dusunmesini, kendisinde “karsi taraf” denilen bir insan icin boyle birsey yapacak guc ve acima var mi, tahlil etmesini isterim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


16 − one =