Asker dulları

Gazetelerde ölen askerlerin karılarının tabutlar üzerine kendilerini örtü ettikleri o fotoğrafları her gördüğümde düşünürüm: bu kadınların hayatlarına ne oluyor? Kimisi hamile, kimisinin avucunda çocuk elleri, etraflarında anne babaları, kaynanalar, kayınpederler, kardeşler, teyzeler, kocanın ailesi… Bu kadın bir daha evlenir mi? Bir başka erkekle mutlu bir yaşam kurmaya çalışır mı? Yoksa kanla şerbetlenmiş kutsal evliliğin içinde acılı Meryem’e mi döner? “Şehit” dulunun yeniden hayat kurma hakkı var mıdır? Ailesi ya da kocasının ailesi mesela 25 yaşında dul kalmış bu kadını şehit dulu mertebesinde en yüksek kaideye oturturken, başka erkeğe gitme ihtimaline, isteğine karşı, bir azizeden gelen ahlaksız teklife ne derler? Balkonlarına şehit kocası hatırasına bayrak asan komşular, bu kadını bir erkekle görseler, güldüğünü, yeniden hayata karıştığını seyretseler dedikodusunu ederler mi?

Bir genç kadın kocasını askere yollayıp da cesedini geri alınca, ulaştığı yarı-ruhani basamakta kaç kere ve kaç yıl tapınılmayla cezalandırılmalıdır?

7 Comments

  1. Cezayı kesenlere bıraksan dul eş gözünü kapayana kadar (insafsızca) beklemesini ister..
    Sanırım kocasının ölüm şekli ile özel hissetirilmeye çalışılan kadının başka birinden daha az ya da çok olacağını hiç sanmam..

  2. her izlediğimde inan olsun bende hep aynı şeyleri düşünürüm, sonra aklıma gelir şehit ailelerine devlet aylık maaş bağlıyor derim düşünceyi kafamdan silerim…

    dedikodular hemen başlar, tekrar evlilik düşüncesi olur ama cesaret olmaz, aile içindeki çaresizlik onu da çepeçevre sarar… bunlar çok sıkıntılı şeyler işte… 🙁

  3. İstiklal ve balkan savaşlarında ölen askerlerin dul eşleri, aileden biri ile evlendirilirdi.Dul eşe ve çocuklara böyle sahip çıkılırdı. Bu konuda dramatik hikayeler vardır.
    Bizim ailede öldü haberi gelen ve eşi kardeşi ile evlendirilen bir büyüğümüz, bunu öğrenince Mısır’a kaçmış ve oraya yerleşmiş.Torunu Türkiye’ye gelip akrabalarını, bizleri bulmuştu.
    Gerçekten şimdi ne yapıyor bu şehit eşleri?
    Medyanın bu merakı giderecek haber anlayışı çok değişti ne yazık ki.

  4. Yıllardır beni etki altında tutan bir konu bu. ölen de ölmeseydi iyiydi ama öldükten sonra o bişey hissetmiyor. ya arkada kalan eşler, çocuklar, analar, babalar. Aklımı hep bu düşünceler kemirir.

  5. Elif ölen adamın kardeşi ile evlendirme geleneği bazı illerde hala devam ediyor. Diğer yandan zaten çocukları kadının yeni eşi oluyor. Hele ki erkek çocuğu varsa cinsellik içermeyen, ancak cinsellik dışında neredeyse karı koca ilişkisinin tıpa tıp aynısı bir ilişki içinde oluyorlar. Ben bunu sadece asker eşleri için söylemiyorum. TR’deki dul kadınların çoğuna hazırlanmış sağlıksız gelecek maalesef budur. Dul kadın çapını bilir. Nasıl yüceleceğini, nasıl alçalacağını… Etraf bak kimseyle evlenmedi, aslan gibi çocuklar yetiştirdi diyerek dul kadını yüceltir.

    Ve her kadın yücelmek ister.

    Sevişerek kirlendiğin bir toplumda yücelmek için kendini sünnet edersin.

  6. Sevgili elif,
    Büyük şehir çocuğuyum ben. Ve hatta elitinden. İçinde yaşadığım cam fanusa mensup bir arkadaş eşini kanserden kaybettikten uzun bir süre sonra bir gün gazete okurken kayınbiraderi gelip bekçi murtaza tavrıyla “sen kimin fotoğraflarına bakıyorsun,” filan gibi bir laf edip şakacıktan bir de sırtına vurmuş. Arkadaşım günlerce kendine gelememişti. Sonra da kayınvalidesinin evdeki bakıcı kadının ağzını aradığını öğrenmişti. O zaman uzun uzun konuşmuştuk; saksı bitkisi gibi bir hayat sürdürmesinin çocuklarına vereceği zararın çapı bize korkunç gelmişti. Sıradan bir örnek oldu bu. Şehit eşlerini ve sırtındaki yükü düşünmeye gücüm yetmedi şimdi.

    marruu

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


two × 4 =