Arkadaslarla kirklara karismak

Aslıberry elini verdi. Otuzlardan kırklara karışırken dostluklar…

Ben gittikçe daha sosyal mi oldum nedir? Kırka iki kala, yirmilerden çok daha fazla arkadaşım var. Acaba dostluktan beklentim ne idi? Yok, beklentilerimin kalitesinde düşüş yok. Dostlara bakıyorum da, hatta bir lükse kaçış var diyeceğim! Daha kaliteli birileri var hayatımda. (Hatta birini internette buldum da meğer dibimde yaşıyormuş! Yine de enteresan bir ilişkimiz olduğu söylenebilir. Her ne kadar yüzyüze bolca görüşüyorsak da, en kaliteli yazışmalarımızı ve geyiklerimizi ve hatta kısa n’aberlerimizi hala internet üzerinden hallediyoruz. Benim telefonla konuşmaya olan allerjimden kaynaklanıyor olabilir. )Bir diğeri çok uzakta yaşıyor ama benzer bir ilişkimiz var kendisiyle.

Aslında cevap çok basit: ben etrafımda bulamadığım kaliteyi, hiiii seslerini şimdiden duyar gibiyim ama itiraf ediyorum: Ben etrafımda bulamadığım kaliteyi, internet sayesinde illa vücutça dibimde olmayan insan seçme şansına da ulaştığım için buldum. Buldum da, ayrıca bende bir açılım var. Daha bir kapalıymışım herhalde. Daha bir davetkarım. Herkes yaş ilerledikçe daha bir kapanırken, ben buyrun diyorum, hoşgeldiniz, acaba sizden dost çıkar mı diye bir bakayım, tam dost olmasa da en azından arkadaş olabiliriz belki.

Bir de bir kendime güvenimde enflasyon oldu galiba, başkasının hıı, tanırım kendisini dediği bir ilişkiyi, eğer bana öyle geliyorsa yakın arkadaşım olarak değerlendirebiliyorum. Karşımdaki öyle saymasa da! Değil bunu ulu orta yazıvermek, bunu hissetmek bile eskiden beni karşılıksız aşka düşmüş de günlüğü bulunmuş gibi utandırabilirdi. Oysa şimdi umurumda değil. Öyle birkaç yakın arkadaşım ve birkaç iyi arkadaşım ve birkaç sevdiğim arkadaşım ve birkaç haberleşmekten mutluluk duyduğum arkadaşım, birkaç güven duyduğum arkadaşım, birkaç şöyle ve birkaç böyle konularda yazışmak ve konuşmaktan zevk aldığım arkadaşım (her cinsiyetten) var. Kendileri benim için böyle arkadaşım, ben onların böyle arkadaşı olmayabilirim. Farketmez.

Görüldüğü üz’re, ben zaman geçtikçe yırtılmış, rahatlamış, esnemiş, genişlemiş, affedicileşmiş ve daha bir kucaklayıcı olmuşum!

Kimin bu konuda anlatacak enteresan şeyi varsa (bloglu veya blogsuz), onu mimliyorum.

9 Comments

  1. Ne güzel anlatmışsın. Ben de karşılıksız arkadaş olabiliyorum. Birini çok seviyorum diye o da beni sevmek zorunda değil. Ama ben kolay sevemiyorum. Şimdiye dek çok sevdiğim insanları incelediğimde ortak özelliklerinin güleryüz olduğuna karar verdim. Gülümseyen insanları çok seviyorum. Gülümsemezse tehlikeli, çünkü o da aşk getirebilir:(

  2. Merhaba, sizinle aynı yaşlardayız sanırım. Ben hayır demeyi öğrendim önce. İstemediğim bir şeyi yapmıyorum. Sitemi de kaldırdım hayatımdan. Kimseye hak ettiğinden daha fazla değer vermiyorum. Anlamaya çalışıyorum insanları. Zorlamıyorum arkadaşlıkları. Sınava da sokmuyorum onları. Herkes herkesi sevemiyor ve çabuk unutuluyor iyilikler maalesef. Galiba duvarlarım var artık benim. Herkese açılmayan kapılarım…

  3. Merhaba herkese öncelikle,
    elif bu yazın ne kadar naif,doğru.
    bir iki sene önce nette alman
    bi bayan tanımıştım.çok relax,
    olduğu gibi,akıllı ve açık
    fikirliydi.uzunca takip ettim.

    sonra ne olduysa oldu!bizim
    çok bilmiş cadılar,onu etkiledi
    herhal…….tarzı değişti,
    belki de hayat görüşüde.
    halbuki en güzel yaşındaydı.
    46-47 yaş…yazık oldu güzelim
    kadına.şimdi sık sık bloğuna
    ara veriyor.kahroluyorum.
    bizim cadılar,msn ve maille
    o güzel insanı nerdeyse
    bitirdiler.

    gamze hanım,samimiyetle
    yazdığınıza inanıyorum.
    ancak yaş ilerledikçe
    sosyal ilişkiler sizi
    yormuş gibi…özeleştiri
    yaparmısınız?ben yaparım.
    ‘perfect man’ yok ki,sadece
    sokratın kitaplarında…
    unutmamak gerek ”olmanın”
    sonu yok…ölene kadar!!

  4. Bir yazinin bir yerinde oylece dokunuvermistin arkadaslik konusuna, oyle guzel demistin ki, keske bir yere not alsaymisim, bulamadim simdi 🙁
    O zaman yorum bolumune altina imza atacagim gorus diyecektim de karambole geldi, kaynadi gitti, simdi soyleyeyim de icimde kalmasin bari 😉
    Tam kelimelerle hatirlamiyorum da ozunde, arakdasliklarda bazilari cok paylasir, sonra pismanliklar olur, uzaklasir gibi birseydi. Ne yazik di mi, o arkadasliga verilen emege …

    Blogumda yazmaya firsatim olmaz da burada baslamisken yazivereyim dusuncemi de bari:) Dogru durust arkadasliklarin oyle kendiliginden gelisiverdigini dusunmuyorum ben, mutlaka emek vardir, emek derken de hosgoru, affetme, ozen, dikkat, sefkat, gayret… Arkadasliklar aile bireylerindeki gibi kazanilmis sevgiler degildir, uzerinde calismak lazim, gittigi yere kadar dersen gitmez 🙂

  5. Birsey daha…(hizimi alamadim:)
    Oyle beklentisiz iliski olmaz bence, arkadaslik da dahil, sitem dogaldir haliyle, insan sevdigine sitem eder demezler mi, bosuna mi uydurmuslar yani, etmiyorsa aldirmiyordur ya da duygusunu icinde tutuyordur, zamanla uzaklasir gider…
    Ancak beklentileri aza indirmek, beklentim yok! diye dusunmek stresi azaltmak acisindan iyi bir yoldur!;)

  6. Hayata bakış açılarımız farklı. Hayatta dert edindiğimiz şeyler farklı. Ama ama yazılarını okumak düşüncel bir zevk.
    Kayıt düşeyim dedim.
    selamlar

  7. Selam Elif,
    Genelde yazılarını seviyorum, ara sıra zırvalasanda,ayrı düşündüklerim de oluyor.Bu demek değlidir ki arkadaş olamayacağız.

    Lapis’e,poyraz’a,sam’a katılıyorum.En çok
    asliberry’e katılıyorum,çünkü ben hiç gülmem.
    Çok ciddi ve kızgınım bir adamım:((((

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


nineteen − 15 =