Ahlaki Örtbas

Bazı olayları anlamak için- haklı görmek için değil, anlamak için- kendisinden bambaşka bir insanın yerine oturup düşünmeye çalışmak gerekiyor.

Siirt’te 8 yatılı okul öğrencisi, ufak çocuklara tecavüz etmiş, yok, daha da planlı- önce bir kıza şantaj, sonra çocuklara tecavüz ve katliam.

1 sene önce. Öldürülenle tecavüze uğrayan çocukların ailelerinden şikayet gelmemiş anladığım kadarıyla. Hatta para ile olay kapatılmış.

Sonra ortaya çıkınca Belediye Başkanı hepimiz akrabayız diyor.

Hah işte!

Para ile olayın kapatılmasına iğrenmemek lazım. Müslüman şeriatın kanunudur, bir ailede biri öldürülünce, öldürenin tarafı kan parasını öder. Neden şikayet etmemişler? Yani işte orada o kimsenin yerinde olduğunu hayal edip düşünmek, insanı bayağı zorluyor. Ama yapmalı. Hepsi akraba bir topluluk. Namusunu cinselliğinde gören bir grup insan. Namus en önemli şey. Böyle kaşını şeyedip bir yan bak, adamı temizlerler. Kızlar erkeklerle görülse işleri tamamdır. Öldürülmelidirler. Farkında mısınız? Namus belasında genellikle kızlar öldürülüyor. Erkekler değil. Bir dakika, eşitsizlik feryat figandan önce, bu toplumları antropolojik laboratuvar konusu gibi işlemek daha doğru değil mi? Kendi ahlak kurallarımızı onların üstüne boca etmeden. Orada yaşamak nasıl birşeydir? Baskı nedir? Her kondunun penceresinin perdesinin köşesinden birbirini izleyen bir toplumda yaşamak nasıldır? Doğumdan ölüme insanın her halini zaptı rapta almış, ama düğünle, ama kına gecesiyle, ama şunla ve bunla birbirini kontrol eden bir insan grubunda yaşamak nasıldır?

Onu bunu bırakın, hadi bu küçük toplum, siz pijamanızla bakkala gidebiliyor musunuz o koca koca şehirlerde, kimsenin birbirinin adını bilmediği metropollerde ki, herkesin birbirinin yakını olduğu, bu bağın tutunulacak ip olduğu, saygının, altın ve üstün bu bağdan geldiği, toplumun düzenini sağladığı bir ortamda kızınız eh bir konuşsun bir oğlanla, bakınız ilk üstüne atayan siz olmuyor musunuz?

Davulun sesi uzaktan korkunç geliyor. Oysa hepimiz bir şekilde birbirimize karışıp dizginliyoruz: Ah şekerim, saçı geçen senenin rengi, ihtiyar adamla kesin parası için, bu kadın ne zaman tesettür oldu, şu yaşında memeler ortada! Sanki Siirt’in bir köşesinde yapılanın doyumuna burada sosyete ve ünlü gözetleyerek varmaya çalışmıyorlar mı?

Korktukları olayı kan davasına dönüştürmektir diyorum ben. O yüzden şer’i bir şekilde halletmişlerdir aralarında. Zaten devlete ne diye güvensinler? Devlet taa uzakta bir şey. Hayatla ne ilişkisi var? Devlet gider, toplum kalır. O toplum da sonra seni yaşatmaz.

Ha, devletin görevi bunu yargılamaktır. O başka. Ben ondan bahsetmiyorum. Ben gelenekten, töreden, hergün orada yaşamaktan, o toplumun bir bireyi olmaktan, onun kendi kanunlarından bahsediyorum.

Hiiiç alakası yok. Hem de hiç! Ama getirdi aklıma şimdi: Araplar deyip duruyoruz, arkamızdan vurdu bizi. Biz kimiz? Osmanlı mı? Osmanlı’dan kurtulmak için biz de savaşmadık mı? Biz neyiz, ne zaman karar vereceğiz? Onlar da özgürlük istemesinler miydi, Türkler gibi? Ya da Ermeniler de milliyetçilik rüzgarına verip kendilerini topraklarında devlet kurmaya girişmesinler miydi? Biz de milliyetçilik rüzgarını arkamıza alıp Osmanlı’dan kopmadık mı? Osmanlı’nın ayakta kalmış ordusu olsa Atatürk ona karşı savaşırdı. Farzedin ki o savaş kaybedildi, Atatürk’ü hayin mi farzedecektik? Osmanlı’yı arkasından vuran vatan haini? Osmanlı’nın hainidir Atatürk ve Türkiye’nin kahramanıdır. Bir devletten parça kopartıp yeni bir devlet kurmuştur. “Topraklar yabancıların olmasın diye”. Evet ama sonuna kadar Osmanlı adına çarpışabilirdi. Padişahı tahttan indirip başka padişah koymaya yeltenebilirdi. Ama onun niyeti Osmanlı’dan ayrılıp, başka devlet kurmaktı. Diğer milletlerin savaşımlarına ne de çok benziyor!

Bu işler böyle.

Kimliğimize karar versek böyle konuşmayacağız. Belki de Osmanlı’dan özgürlüğünü almak için savaşmış Yunan, Bulgar, Arap, her neyse, onlara hain deyip durmayacağız. Hah, bu yeni filizlenen ülkeler birbirinin toprağından istemiştir. Hatta yabancının yardımını almıştır. Türkler de almıştı. Hepsi er meydanına çıkmış, savaşmışlar işte zaten.

Osmanlı’ya karşı verilen mücadelede hem hala kendimizi Osmanlı sayıp, hem de ona karşı kurtuluşumuzun savaşını kutlayıp şaşıracağımıza, bugün ne tarafta duracağımıza karar verseydik, belki artık Ermeni soykırımı konusu filan kalmayacaktı ortada.

Bu da bizim toplumun ahlaki ötrbası oluyor herhalde.

Derken! Yine hiiiç alakası yok! Ama iki tane Shostakovic sarkıyı kaydetmiştik Divan Consort. Onları nihayet koydum sitesine. İsteyen buyursun, tıklasın: Dinle!

4 Comments

  1. Eski bir Türk atasözü der ki;yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder imiş.
    İslam din kanunu(şeriat), yorumlarınız belli oranda hatalı bir bakış içeriyor.

    Tehdit+şantaj+tecavüz+cinayet; olaylarını kapsayan mide bulandırıcı, insanı insan olduğundan utandıran hadiseleri nasıl olurda bir İslam kuralına bağlarsınız. Kan parası cinayet işleyen kişinin idam edilmemesi için ödenen bir para. Ama sadece idam edilmemesi için. Çünkü kısasa kısas vardır şeriatta. Ama ceza bakidir. Mesela 35 yıl hapis. Bu ortadan kalmaz, kalkamaz. Öyle şey olur mu.

    Sadece 11 paragrafda, antropolojiden başlayıp tarih + sosyoloji + teoloji + musiki den çıkarsanız olacağı tabiii budur.

    İyi din hocası falan olmamışsınız, yoksa bütün öğrencileriniz ateist, sonrada hepimiz cehennemin en konforlu sıcak yerinde daimi sakin olarak bulurduk kendimizi. Akıcı tutarlı uslubunuz bunu başarabilirdi.

  2. aslında hep oradaki insanların yerinde olup düşünmekten bucak bucak kaçtım, insan kafayı sıyırabilir çünkü, ama yazmışsın işte, kaçamadık anasını satayım…illa rahatsız etçen ya, yaptın yapacağını yine (iltifat) ;o)

  3. Açalya’nınmizini sürdüm de buldum bırayı:)

    Elif Savaş’a aynen katılıyorum.
    Bence, Paranın örtemeyeceği pislik ancak, “anti-kapitalist” bir düzende bulunabilir.
    Gerisi laf kalabalığı. İşte ilgili ayetler, çıkarın ne çıkarıyorsanız.
    ***
    2:178 – Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.

    4:92 – Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

  4. Semih,

    Herhalde tam cumle olarak yazmadigim icin ne demek istedigimi tam anlatamamisim. Seriatttaki kan parasini yermedim. Tam tersine, boyle bir toplulukta kan dokulmesinin onune gecen bir yontem oldugunu dusunuyorum. Nedense bu insanlar birbirlerini bogazlamiyorlar diye kiziyoruz. Istiyoruz ki onlar ki cocuklari linc etmeden bize versinler ki biz linc edelim. Oysa onlar bu zor konudan topluluk olarak nasil saglam ve birlik halinde cikacaklarinin yolunu kan parasiyla bulmuslar.

    Haklisiniz, yazimdan yermedigim anlasilmiyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


eighteen + fifteen =