
Bizim evsahibini- erkek olanını- işten çıkartmışlar. Daha doğrusu “pozisyonunu elimine etmişler”. İşten çıkarınca tazminat filan, pozisyon elimine edilince haydi yallah. Aynı iş için başka bir isim yaratır, işe başkasını alırlar. durum bundan ibaret.
Her Pazartesi sabahı, Brian’ı saat 5′te alıp havaalanına götürüyordu. Karşılığında Brian- daha doğrusu Brian’ın şirketi 40 dolar ödüyor. Perşembe geceleri de havaalanından bir arkadaş alıp getiriyor. 40 Dolar. Geri getirme sorumluluğunu, her zaman maddi sıkıntı yaşayan birkaç arkadaşımız arasında bölüştürüyor Brian. O hafta kimin nefesi kokuyorsa. Evsahibi- kadın olanı- işe talip oldu ama mümkün değil.
Dinci oldukları için sağ partiye oy veriyorlar. Sağ parti vergiye karşı ya. Bir de “aile değerleri” meselesi var. Ne demekse. Ve kürtaj. Ve homoseksüellere verilme ihtimali olan evlilik hakları. Ve daha bir sürü kaz kafalılık halinden dolayı. Kadın dün sabah diyor ki: allah işsizlik ödemesinden razı olsun. Uzunca bir süre işsizlik ödemesiyle idare edecekler. Sol politikacıların dişlerini tırnaklarına takıp kazandırdıkları sosyal bir hak. Hep bena, Rabbena.
Obama Hükümeti, Amerika’yı daha normal, daha mantıklı bir millet haline getirmeyi başaramadı. İt sürüsü gibi peşindeler. Parlamentoda hareket ettirmiyorlar. Sokaklarda Çay Partisi denilen bir rezillik var ki, insanın üstlerine lav silahı ile saldırası geliyor. Vergiye karşı. Sağlık sigortasına karşı. Hani Obama’ya Hitler diyen reziller sürüsü.
Obama, Haiti’ye yardım yolluyormuş, çünkü zencilermiş diye. Haiti’de deprem olmuş, çünkü zamanında kölelikten kurtulmak için Şeytan’la anlaşma imzalamışlar. Boynunuz altınızda kalsın.
Bir tek iyice haber okudum dün. Homoseksüel evlilik mahkemede şimdi. Çok kötü bir zamanlama diyor yazı. Ancak dinci yeni neslin yüzde atmışından fazlası homoseksüel evliliğe karşı değil. Yani bütün bu uğraşılar karşılıksız kalmıyor. Henüz dava aşamasında, üstelik de kazandığımız hak, seçimler sırasında geri alındı. Ama halkın konu hakkındaki fikirleri değişim içinde. Üstelik de bir kez homoseksüel evlilik olabilir diye, bir daha geri adım atmıyormuş. Şimdi kan ter gözyaşı içinde temeller atılıyor. İki üstteki nesil bir temizlensin hele, işimiz daha bir kolay olacak.
Annem telefonda dedi ki, İstanbul’a kar geliyormuş. Öyle mi? Kar ayazı var denir. Bir kar yağsa, soğuk kırılır denir. Kar topluyor denir güneş açınca. Kar havadaki mikrobu kırar denir. Güzel laflar.
Yağmur yağarken, o yağmur bulutunun içinde de yağmur yağıyor mu, yoksa hemen altında mı şekilleniyor damlalar? Yağmur damlası, karikatürlerde çizdikleri “damla” şeklinde değil aslında. Hani üstü uçlu, altı tombilik. Halbuki gerçekte, yağmur damlası kurabiyemsi birşey. Altı düz.
Dünya düz gibi olmalı gibi. İki farklı ağırlıktaki maddeyi aynı anda atınca Pizza Kulesi’nden, ağır olan önce ulaşırmış gibi. Bazı bilimsel doğrular var ki, mantığa aykırı. Hele atomlara girdik mi, peri masalı! Bir çocuğun tamamen mantıklı ama bilim gerçeklerine aykırı fikir yürütmelerine bayılırım. Aslını söylersin de inanası gelmez. 5 yaş o tatlı yaş. Sonra sanki, toplumun büyük bir bölümü o mantıkta kalıyor. Yol sapağında gerçek ama kavranması zor yerine, böyledir mantıken yoluna sapıveriyor. Böyledir mantıken yolu kalabalık. Şarkılar, türküler. İnsanlar elele yürüyorlar karanlıkta. Kavranması zor gerçek yolunda in cin top oynuyor. Çok az birileri ama aydınlıkta yürüyorlar.

January 18, 2010





Yorum yapmayı sanki burada beceremiyorum ben. Ya benim bilgisayar tam açmıyor. Neyse ben delleniyorum bu tiplere ota boka itiraz edip sonra da oh iyi ki bu varmış diyenlere. sanırım amerika’da olsam şu hitler diyen güruha dalmamak için zor tutardım kendimi. kolay gelsin. nasıl sinir olduğunu tahmin edebiliyorum.
aaa becerdim:)
Elif Hanım, anlaşılmaz ve zor bir insan olduğunuzu düşünüyorum. “O hafta kimin nefesi kokuyorsa.” Nasıl bir söylem bu? Arkadaşınızdan bahsediyorsunuz! Farklısınız, evet. Fakat bazen kendinizi çok zorladığınızı düşünüyorum. Rahat olun…
Sevgili Gamze, sizi rahatsiz eden rahatligim olmus anlasilan!
) Sanatla ugrasmak kolay degil. Hele Amerika’da hic kolay degil. Turkiye’deki gibi devlet memurlugu cinsi yok bu isin. Hepimizin zor zamanlari oluyor. Hele bazilarimizin acliktan nefesi koktugu, gunde bir ogun yemek yemege parasi yetmedigi zamanlar oluyor. Evsiz kalanlar, neredeyse sokakta yatacak hallere dusup bir arkadasin koltugunda dimdik uyumak zorunda kalanlar oluyor. Kullandigim deyim yerindedir.
Evet!
)
Homoseksüellere bu yakın ilginiz neden.Tam anlayabilmiş değilim!?Aynı iki cinsin birlikte yaşamışlığı kimseyi ilgilendirmez katılıyorum.Farklı iki cinsin kutsal birlikteliğini ve aile yaşamını tehdit eden eşcinsel evlilik saçmalığı gerçek bir rezillik.Aile değerleri,çocuk hakları ayaklar altına alınıyor.Düşündüğünüzün yanlış olduğunu söylemeliyim.Gelecekte böyle bir birliktelik evlilik kurumunu devlet eliyle tehdit etmeye başlarsa insanlar daha çok dine sarılacaklar.Dini evlilikler artacak bu İslam dünyasında kadının sonu demek zaten zor şartlardayız.Batının yoz değerleri üstünden devletin laisizmi dini hassasiyeti olan her bireye tokat atarken son kutsal değer aileyi parçalamaya el atmaya uğraşması dinci düşünenlerin aradığı kozu onlara veriyor.bir kadın olarak bunu nasıl görmezden gelir ve savunabilirsiniz anlamıyorum.İslam dini sizin ve batılı yozlaşmayı her yerde hakim kılmaya çalışanların yüzünden birgün tek hakim din haline gelecek.İnanılmaz bir şekilde hızla yayılıyor.Mazlum hakları ellerinden alınmış,yoz değerlerle kendilerini kuşatılmış hisseden yığınlar müslümanlığı kurtarıcı gibi görüyorlar.Ortak aklınız nerede,nasıl bir inatlaşma ve çılgınlıktır bu.Sanat neden ve niçin yozlaşmanın değilde ufuk genişliğinin aracı olamıyor,devamlı yozlaşma toplumsal değer yıkıcılığına soyunur hale dönüştürüldü.Bir dönem sanatçıya halk saygı duyardı,biraz ahlaki değer yoksunu ama bunu toplum adına yapan zorunlu fedailer gibi görürlerdi.Kaybedilmiş ama bunu toplumsal fedakarlıkla kendi kişiliklerinden ödün vermiş insanlar sayılırlardı.Bu fedakarlıklarından saygı duyulurdu.Sanata saygı kayboldu.Sanat dinin alternatifiydi.Onsan yoksunuz artık.Eskiden dinden,umutsuzluktan sanata sığınırdık.Sanatçı profili ise artk içe dönmemizi istemeden dinin pençesine düşen yığınları tetikler oldu.Gerçekten kaç sanatçı kaldı yeryüzünde.Homoseksüel hakları yerine buna kafa yormanızı salık veririm.Benim artık sanattan sanatçılardan umudum yok çünkü !!!!!
Homoseksüellere bu yakın ilginiz neden.Tam anlayabilmiş değilim!?Aynı iki cinsin birlikte yaşamışlığı kimseyi ilgilendirmez katılıyorum.Farklı iki cinsin kutsal birlikteliğini ve aile yaşamını tehdit eden eşcinsel evlilik saçmalığı gerçek bir rezillik.Aile değerleri,çocuk hakları ayaklar altına alınıyor.Düşündüğünüzün yanlış olduğunu söylemeliyim.Gelecekte böyle bir birliktelik evlilik kurumunu devlet eliyle tehdit etmeye başlarsa insanlar daha çok dine sarılacaklar.Dini evlilikler artacak bu İslam dünyasında kadının sonu demek zaten zor şartlardayız.Batının yoz değerleri üstünden devletin laisizmi dini hassasiyeti olan her bireye tokat atarken son kutsal değer aileyi parçalamaya el atmaya uğraşması dinci düşünenlerin aradığı kozu onlara veriyor.bir kadın olarak bunu nasıl görmezden gelir ve savunabilirsiniz anlamıyorum.İslam dini sizin ve batılı yozlaşmayı her yerde hakim kılmaya çalışanların yüzünden birgün tek hakim din haline gelecek.İnanılmaz bir şekilde hızla yayılıyor.Mazlum hakları ellerinden alınmış,yoz değerlerle kendilerini kuşatılmış hisseden yığınlar müslümanlığı kurtarıcı gibi görüyorlar.Ortak aklınız nerede,nasıl bir inatlaşma ve çılgınlıktır bu.Sanat neden ve niçin yozlaşmanın değilde ufuk genişliğinin aracı olamıyor,devamlı yozlaşma toplumsal değer yıkıcılığına soyunur hale dönüştürüldü.Bir dönem sanatçıya halk saygı duyardı,biraz ahlaki değer yoksunu ama bunu toplum adına yapan zorunlu fedailer gibi görülürlerdi.Kaybedilmiş ama (bunu toplumsal fedakarlıkla) kendi kişiliklerinden ödün vermiş insanlar sayılırlardı.Bu fedakarlıklarına saygı duyulurdu.Sanata saygı kayboldu.Sanat dinin alternatifiydi.Ondan yoksunuz artık.Eskiden dinden,umutsuzluktan sanata sığınırdık.Şimdinin sanatçı profili ise artk içe dönmemizi ve istemeden dinin pençesine düşen yığınları tetikler oldu.Gerçek kaç sanatçı kaldı yeryüzünde?Homoseksüel hakları yerine buna kafa yormanızı salık veririm.Benim artık sanattan sanatçılardan umudum yok çünkü !!!!!
Rahatlığınız beni neden rahatsız etsin? Söz konusu olan sizin hayatınız. Nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşayın. Ben doğal ve farklı görünmek adına bazen saçmaladığınızı düşünüyorum. Renkli bir kişiliksiniz ve buna hiç itirazım yok. Bu tavrınız okutuyor belki de yazılarınızı. Uzun süredir yazılarınızı ben de izliyorum. Sizi eleştiren olunca yaftayı yapıştırıveriyorsunuz.Ya da hemen alaycı bir cevap yazıyorsunuz. Daha önce de aynı şeyi yaptınız bana. Başka düşünceleri hafife almayın bence. Acaba diyerek bir değerlendirin. Kimbilir belki bir faydası olur. İnsan hiç ummadığı kişilerden olumlu şeyler öğrenebiliyor(tecrübe konuşuyor, yabana atmayın). Çelişkileriniz var bolca (kimin yok ki). Sizin düşüncenizden başka düşüncelere kapalısınız (saygı duyun başka düşünenlere de). Yahudi meselesine fena takılmışsınız. (boş verin kafatası avcılarını) Ve hiç bir anne, oğlu homoseksüel olsun istemez.(her koşulda bağrına basar evladını ama olmamasını tercih eder. ) Samimi olmak farklı olmaktan daha iyi bir erdemdir. Kendinize dikkat edin. Amerika’da ki varlığınız gururlandırıyor beni.
Sevgili dilem’ce,
Homoseksuellere yakin olmam belki arkadaslarimdan bazilarinin homoseksuel olmasi ya da bir cins insanin- neyse: homoseksuel, zenci, Kurt, Turk, turbanli, basi acik, her neyse haklarina tecavuz edilmesine karsi allerjim olmasi.
Siz bir ideoloji olarak dincilige karsi ne tavir alinmali, dincilige savas icin hangi insanlarin haklarindan vazgecilmeli diyorsunuz, ben genel olarak insanlik haklarindan ve insanlik onurundan bahsediyorum. Dincilikle savasmak isteyenler, homoseksuellerin ustunden gecemezler.
Homoseksuel evliligin geleneksel evlilige zarar verecegi iddiasi, burada sagcilar tarafindan one surulen, asla kanitlamaya yanasmadiklari, hava civa bir iddiadir. Geleneksel evlilik, dayagiyla, aldatmasiyla kendi kendine kotu ornek zaten. Cocuklar da homoseksuel degilken, aman homo evlilik serbest olmus, gidip kendimden biriyle evleneyim diyecek degiller. Eger homoseksuel iseler, birakiniz sevdikleriyle, onurlu bir yasam sursunler. Zaten bu homoseksuel evlilik Amerika icin yazilmis bir yazi. Turkiye’de konusulmasi icin yuzyil lazim. Amerika’da homoseksuel ciftlerin cocuk edinmesi serbest, birlikte yasamalarindan dolayi bazi haklari var. Bir tek evlilik mi yani? Bu evlilik isi, Amerikan dincilerinin, kendi ahlak goruslerini toplum uzerinde baski yontemi olarak kullanmalaridir. Amerika’da homoseksuel evlilik taraftariyim. Elimden geleni yapacagim. Turkiye’de daha homoseksuellerin yasama, var olma haklarini kazanmaya calisiyoruz.
Ben sanatcinin sorumluluklarini tartismayayim burada. Cok uzar.
Bir dakika, bir dakika!!!! Karismis isler! Benim arkadaslarimin nefesi kokuyor demem sizin bana sikma kendini, rahat ol demenize sebep olmustu. Ben de, bu konuda cok rahatim, o deyimi kullanmakta rahatim, o rahatsiz etti galiba diye yazmistim. Simdi, nasil yasamak isterseniz yasayin hayatinizi, o iletisimin karsiligi degil, daha genis birseylere soylenmis bir soz. Karisiklik olmus.
Alayci cevap yazdigimi dusunmemistim dogrusu. Daha cok sakaci diyeyim. Yazinin dogasindan dolayi ortaya cikmiyor olabilir.
Aslinda hic de farkli degilim. Hatta oldukca siradanim. Kendi cevremde. Herhalde disariya ses verince biraz farkli gibi gorunuyor ama ben kendimi bildigimden beri boyleyim. Etrafimdaki insanlar da benden cok farkli degiller. Bulundugum ortam da oyle uc bir ortam sayilmaz.
Farkli oldugumu kabul edemeyecegim ama cok dogal oldugumu soyleyeyim. Dogal kalmak sartiyla, degisime acik, buyumeye, olgunlasmaya ugrasan, alelade bir insanim.
)
Bu kadar kendimden bahsetmek pek gulunc! Kendimi yillik yaziyor gibi hissettim!!! Blogda elimden geldikce kacindigim bir durum. Sari sevmem, yesile bayilirim. Durust insanlari severim, yalancilari hic sevmem. Dik basliyimdir filan yazar gibi!!!!
)
Yahudi meselesine kafa takmamak mumkun degil, kocam Yahudi bir. Ikincisi oglum yarim Yahudi! Ucuncusu, onemlidir dunyada o mesele. Gormezden gelmek mumkun degil.
Hey, cesur ve farkli kadin!
Anatol’u goster biraz bize, illa istek mi yapmak lazim ya!
Mini not: burasi bir blog ve tamamen sahibinin keyfine kalmis bir mekan. Ister atar, ister tutar, ister sallar, ister calkalar. Kimseyi ilgilendirmez.
Eger herhangi bir kitle iletisim aracinda ne bileyim tv’de, radyo’da, gazetede yazilsa ayni yazilar, tepkinizi gosterebilir, bizi bu kadinin kasilmasina, alaylarina, takintili fikirlerine niye maruz birakiyorsunuz diye tepki gosterebilirsiniz belki. Ama burada olmak, okumak tamamen ziyaretcinin keyfine kalmis.
Blog, yazarinin ozgurce at kosturdugu mekandir ve uzerinde baska kimsenin hakki yoktur. Bu yuzden elestiri de o haklar cercevesinde olmali ve haddini asmamalidir bence. Kisisel ozelliklere laf atip, aman elestiriye de hic gelemiyorsunuz demek manasiz geliyor bana.
Neyse, Anatol diyorum?
Blog yazılarınızın bir kısmını okudum.. Ateist görüşünüz var..İnsanlar ilk varoluşlarında atesit olmamışlar.Tabiat olaylarına vs korku duydukları anlayamadıkları herşeye tapınmışlar.Ateizm daha sonraları inanışlara(dinsel)karşı çıkış çerçevesinde gelişmiş bir akım.İnsanlığın gelişme çabaları içinde eşcinsellik ensest ilişki vardı.Din bu türlü ilişkilere sınırlama koymuş varlık bilincinden insanca duygulara ve insanca bir onura geçiş için bazı prensipler koymuş.Siz katılmayabilirsiniz ama eşcinselliği nsan onruyla nasıl bağdaştırabiliyorsunuz bilemiyorum.Ateizmin anlayış yapısı bu galiba
2 oğlum var.Dini konularda çok konuşmadık.İnanç konusunda onları serbest bırakmışımdır.Tanrı varlığını sorguladıklarında (Atatürkün) ilim en hakiki mürşittir sözünü hatırlattım onlara.İp uçlarını bilim(okulda öğrendikleriniz) verir toplumun değil bilimin ipuçlarıyla kendi inancınızı kendiniz bulacaksınız,hayatı kendiniz sorgulayacaksınız dedim onlara.Bana sen Tanrıya inanıyormusun sorusunu yönelttiklerinde yaşayışıma bakarak ipuçlarını kendilerinin bulmalarını inancın kişinin iç dünyasında kendisine ait olduğunu belirttim.Çocuklarıma bir inanç biçimi empoze etmedim hiçbir vakit.Sizin tutumunuz ise bana yanlış geliyor.İnanç veya inançsızlık gurur duyulacak birşeymiş gibi gelmiyor bana.
Birkonudada yanlışınız var.Hristiyan bakış açısı islam düşüncesinin gerisindedir(dindar olmasamda bu böyle).osmanlı eşcinsellikle yüzleşmesini yüzyıllar önce yaptı.Türkiyede daha yüzyıl konuların konuşulması için lazım demenizi yaşadığımız coğrafyaya haksızlık görüyorum.Kendi ülke tarihinizi çok iyi bilmediğinizi düşünüyorum.Yargılamalarınız bizim toplumumuzun batıdan etkilendiği dönemle sınırlı galiba
Bir toplumda escinsel olmasi baska- tabii olacak- o escinsellerin insanca yasamasina izin verilmesi baska. Turkiye’de escinsel olmak nasil birseydir, sanirim tanidiklariniz olmadigi icin bilmiyorsunuz. Bahsettigim Bulent Ersoylar, Zeki Murenler degil, mahallelerinde, sokaklarinda, evlerinde sevdikleriyle yasamak isteyen escinseller. Oldurulmeden, dayak yemeden, hakarete maruz kalmadan, asagilanmadan, gizlenmeden. Ha, Osmanli’da bolca escinsel literatur, siir, vesaire var.O baska. Siz bana sokakta elele tutusup yuruyebilen escinsel var mi, ondan haber verin. Amerika nasil yillarcazencinin sarkici, basketbolcu olanini alkisladi ama komsu olarak yandaki evine tasinmasini istemedi, bu olay aynen boyledir. Sen benim palyacom ol ama uzaktan ol.
Insanlik onurunda birbirini sevmek ozgurlugu de vardir. Alevi- Sunni evlenemez, zenci- beyaz evlenemez, suraliyla burali evlenemez, biz onlara kiz vermeyiz, bu insanlarin hepsiyle konusun, hepsinin bir sebebi var kendine gore. Savasa merakli cok ama sevismeye gelince herkes karsi! Birakiniz sevsinler birbirlerini.
Yav, nerem farki yav Teyzen? Aklimdan geceni yaziyorum, o mu farkli?
Bahsedicem, dur! Bir de fotosunu koyayim.
))))) Teyzen istemis de yapmaz miyim?
))))
Tanımadığınız biri hakkında kimi tanıyıp tanımadığı konusunda yargınız tuaf.Ben de size karşı bir yargıda bulunma hakındamıyım hayır.Türkiyede faal kadın hakları konusunda çalışan biriyim.Kimi tanıyıp tanımadığım konusunda liste vermem gerekiyormu?
Yaşam hakkı derken ben gece Taksim-Beyoğlunda eşcinsel tacizi olmadan yürüyemeyen biriyim tıpkı erkek tacizi olmadan yürüyemediğim gibi.Blog yazarı bir sayfa açmışsa burası benim yerim ya sev ya terket hakkına sahipmidir?(bu söz size değil). iyimserliğyle el uzatan birinin avukata ihtiyacı olmadığı açık diye düşünüyorum.İlgisiz kişi tarafından şişe kafaya atılıyorsa şişe sahibi birşey demeli ona….
)
Tanımadığınız biri hakkında kimi tanıyıp tanımadığı konusunda yargınız tuaf.Ben de size karşı bir yargıda bulunma hakındamıyım hayır.Türkiyede faal kadın hakları konusunda çalışan biriyim.Kimi tanıyıp tanımadığım konusunda liste vermem gerekiyormu? Yaşam hakkı derken ben gece Taksim-Beyoğlunda eşcinsel tacizi olmadan yürüyemeyen biriyim tıpkı erkek tacizi olmadan yürüyemediğim gibi.Blog yazarı bir sayfa açmışsa burası benim yerim ya sev ya terket hakkına sahipmidir?(bu söz size değil).”’ İnternette yazmak, okyanusa içinde mesaj olan şişe salmak gibi birşey. Benim şişemi siz buldunuz.”’,iyimserliğiyle el uzatan birinin avukata ihtiyacı olmadığı açık diye düşünüyorum.İlgisiz kişi tarafından şişe kafaya atılıyorsa şişe sahibi birşey demeli ona….
)
Eşcinsel dernekleriyle yakın ilgim var.Beyoğlundaki eşcinsel mekanları bilirim gidip görüşürümde(bigudi,karantina vs,legato).Zorluklar yaşıyorlar ama siz benim dediğimi anlamamışsınız.Batılı değerler cumhuriyet sonrası yeniden bir toplum kurmada örnek alındı.Geçmişle bağlar kesilip atıldı.Yaptığınız haksızlık çok fazla doğru değerlendirmediğiniz düşüncesindeyim.
Bir dakika! Bir dakika! Vaaayyy! Destekçiler de hazır! O zaman gittim ben!
iğrençlik sahi.haberdeki yorumları okuyun.doğacak cocuğun kadersizliğine üzüldüm.bu iki insan demeye dilim varmıyor kişinin eline doğacak çocuğun suçu nedir?eşcinsel destekcilerine duyurulur
http://www.milliyet.com.tr/bir-hamile-erkek-daha-/dunya/sondakika/27.01.2010/1191280/default.htm?ver=21
http://www.milliyet.com.tr/haber-turu/turkiye/galerihaber/27.01.2010/1188419/default.htm?ver=70