İç savaş gördüm, diyor kadıncağız. Darbeler gördüm ama hayatımda bu kadar çok korktuğumu hatırlamıyorum.
Haiti’deki depremden bahsediyor.
Bir arkadaşım facebook’ta yazıyor: Arkadaşım, çocuklarından küçük olanının (2 yaşında) sesini yıkıntının altından duyabiliyormuş. Belki biraz havaları vardır. O tarafa doğru yola çıkan Fransız kurtarma görevlilerinden tanıyan varsa Allah aşkına ona yollasın!
Dün kapıma Hristiyan misyonerler geldi. İncil’den pasajlar okudular. İleriye doğru ümidiniz var mı, diye sordular. İnsan doğasında saldırganlık var dedim. Kanunlarla bu kadar oluyor. Tanrıların da doğasında saldırganlık var. Yaratılan yaratana benzeyecek tabii. Tanrılar da yaratanlarına tıpa tıp benziyorlar.
İncil okudunuz mu, diye sordu. Evet, dedim. O kitapların hepsini iyi biliyorum. Bana hep ilginç gelmişlerdir. Sizi üzmek istemem ama ben mitolojiye çok meraklıyım. Ve ayrıca insan psikolojisinin böyle şeyler yaratan doğasını öğrenmeye.
Ben size ormanda pijama giymiş yeşil bir zürafa dolaşmadığını ispatlayamam. Siz de bana dolaştığını ispatlayamazsınız.
Sevgiler.
Anatol birkaç zamandır tanrı konuşması uyapıyor. Üzerinde durmuyorum fazla. Konuyu bilime getiriyorum. Evrimleşmeye. Dünyada binlerce tanrı olduğuna ve herbirini insanların yarattığına. Aynen Noel Baba ve periler gibi.
Dün, bazı oğlanlar dedi, tanrı var diyorlar. Demek artık açık açık konuşmanın zamanı gelmiş. Bazı insanlar, dedim tanrı diye birşey olduğuna inanıyorlar. Onlar kötü insanlar değiller. Sadece yanlış inanıyorlar. Biz tanrı diye birşey olmadığını biliyoruz. Biz ateistiz. Onlar istediklerine inansınlar. Ama biz böyle şeylere inanmayız. Canavarlara inanmadığımız gibi. Ama tanrılar konusunda hikayeler uydurabilirsin. Masallar yazabilirsin.
Ona çok mantıklı geldi.
Bu sabahı polis istasyonunda geçirdim. Şikayet doldurdum. Obama’ya Nazi diyen sağcı pezevenkler postahanenin önünde masa kurmuşlar. Onlar laf atmadan mektup atamıyorsun. Oğluma, birisi yanlış ve yalan şeyler söylüyorsa, cesaretle ayağa kalkıp bildiğini açıklamalısın derim hep. O yüzden, oradan oğlumla geçerken sessiz kalmam mümkün değil. Anatol’un baba tarafından onlarca kişiyi katletti Naziler. Obama senin fikirlerine ters diye, bozuk para gibi harcanacak bir kelime değil o kelime.
Burada konuşma özgürlüğü var. Yani postahanenin önünde bütün sıçmıklarını ortaya dökmek onları hakkı. Ama artık o hale geldik ki, oğlanla huzur içinde postahaneye giremiyorum. Mutlaka kapışıyoruz itlerle. Dokunmak suç ama havada bütün ağır kelimeleri kullanmak suç değil. Ama bugün poliste şikayet doldururken buldum püf noktasını. Kaldırımdan geçemiyorum, dedim. Kaldırımı bloke etmeleri yasak. Oğlum korkuyor bu insanlardan dedim. Ki doğru. Bu çok yasak. Polis dedi ki, şikayetler had safhadaymış ama konuşma özgürlüğüne girmeyecek bir hata bekleniyor. Benim söylediklerim o hatalardan olabilir. Uzun uzun yazdı. Belli ki onlar da bıkmışlar. Bir daha bana laf ettiklerinde derhal polis çağırmamı tambih etti.
Bu sabah havuzdan sonra duş alıyorum. Yanımda hiç tanımadığım bir kadın. Her tarafım sabundan köpük köpük.
Bu sabah seni gördüm, dedi. bu sabah saat 2:30 sıralarında seni gördüm. Yüzünde makyaj vardı. Bir partideydik. Sen bir film direktörüyle konuşuyordun. Üzerinde çalıştığınız bir filmin kesimleri nerelerde olmalı, onu tartışıyordunuz. Bu konuşmadan sonra bu direktör benimle konuşmaz diye hayıflandım. Hakikaten de konuşmadı.
Tanımadığım bir kadının rüyasında çevirdiğim haltlar yüzünden özür dileyesim geldi. Sonra hatırladım: Dün gece şimşekli, gökgürültülü bir fırtına vardı. Saat 2:30 sularında gürültüden uyanıp saate baktım.
Elektrik kanalları karıştırmış olmalı.

January 13, 2010





Iyi etmissin sikayet edip itleri!
)
FB`ta gordun mu bu sabah postaladigim `4 yasindaki bir cocugun tanri ile karsilasmasi` adli videoyu?
O incilciler bana da denk geldiler garajin onunde, ulen diyorum hep beni mi buluyorsunuz? ben hic ugrasmiyorum, dogrudan ben Musluman bir ulkeden geliyorum ama ateistim diyorum. Neyse ki israr etmiyor, topuklarini kiclarina vura vura kaciyorlar
Nasil bir orgutlenme? Buradaki postane kapisinda da var, elinde picket li tipler. Ama postaneye yolum dusmedi bu aralar.
Incilciler bana gelince (ki bir kere Memphis’te denk geldiler. “Repeat after me: Eshedu….” demistim. Sonra uzun uzun Islam’i anlatmaya giristim. Daha beter kaciyorlar. Bazen ayni yontemi telemarketing icin arayanlara da yapiyorum. Onlar anlatacagina, ben onlara nefes almadan dert anlatmaya basliyorum. Hepsinde de suratima kapatiyorlar.
Elifciğim,
Elektrik hatları karışmış olmalı, sahiden!
Nasıl bir tesadüf bu?!
Ben Ilgaz’a tanrı vardır yoktur diyemiyorum. Müdürüm hiç inanmıyor, ben hafif hafif (yusuf yusuf da olabilir duruma göre:) inanıyorum. Ama kendisi bulsun, kendisi karar versin istiyorum. Ama dinler konusunda ağzıma geleni yolluyorum.
Hangisi doğru bilemiyorum elif.
marruu
Elif, Haiti’de durum feci, umarim yardimlarin en iyisini alirlar Isvec’te yardim miktari gibi görusmeler vardi TV’de. anlamadim FB’a nasil msg gönderebiliyor arkadasin,2 yasindaki cocugu enkaz altindayken…
Din ve Tanri görusu konusunda, ben neye inaniyorsam ogullarimi da ona inandirmaya calisiyorum, buyuk cogunluk gibi!!!
Elif abla din ve tanrı konusunda benim de kafam çok karışık. Daha doğrusu din konusunda. Bir yaradan olduğuna inanıyorum ama dinlerin politika olduğunu düşünüyorum. Bana ailem herhangi bir din eğitimi vermedi, aldırmadı, baskı da yapmadı. Annemde benim gibi düşünüyor ama pek konuşmayız bu konuları. Benim sorum şu, Anatol’ u yönlendirmek yerine doğruyu kendi inancını kendinin bulmasını sağlamak daha doğru olmaz mı? Zamanı geldiğinde araştırsın, okusun ve kararını versin. Ama bu şekilde ilerde ben ateistim deyip, okumayı redetmez mi? Peki bu durumda kendi inancını seçmek yerine ailesinin inandıklarını koşulsuz inanmış olmaz mı? Çocuğum olsa ben ne derdim diye düşünüyorum. Malesef henüz bilmiyorum.
Acalya, Pratik anne,
Ben kapimiza gelen misytonerleri en kibar sekilde agirlamaya calisiyorum. Bizlerle ilgili bir onyargilari var: biz insan sevmeyiz, aile dusmaniyiz, tolerans nedir, bilmeyiz. Hani seytanin bir ucu. Halbuki oyle degil. Ben onlari misafir olarak gormeye calisiyorum. Misafirin benimle uyusmayan fikirleri olabilir. Ona yaranmak icin yalan soylemem, ama terslik olsun diye de olmadigim birseyi oldugumu soyleyemem. O yuzden, en kibar halimle, kirmamaya calisarak, benim ateist oldugumu, onlarin kendoi inanclariyla huzur bulduklarini anladigimi ama benim boyle seylere inanmamin mumkun olmadigini anlatiyorum. Onlar nasil dinlerini temsil ediyorlarsa, ben de dinsizligi temsil ediyorum.
Ekmekci, herhalde bana havuzdan bir goz asinaligi var, bir gece onceki ruyasina bir cehre ariyormus beyni. Bula bula beni buldu!
P
Misocugum, herseyiyle en iyiye yonlendirmeye calistigimiz cocuklarimizi, boyle hassas bir konuda kendi hallerine birakmak bana hatali geliyor.
Alp ve Ege’nin Annesi, arkadasin arkadasi yazmis facebook’a. Oradan da mesaji dagitmislar. Insan nereye tutunacagini, nereden yardim isteyecegini bilemez herhalde. Cok zor olmali. Dusunebiliyor musun, cocugunun sesi binanin altindan geliyor…
Esracigim, Anatol dunya ile ilgili herseyi, sanati, tarihi ogrendigi gibi, dinleri de ogrenecek. Kendi inancini secmek diye birsey olmaz. Din toplumun cogunlugunun kulturudur. Cogunlugun kulturu baskindir. Ortada karar verilecek birsey de yok. Cunku… Yok ki!!!
)
Bir müttaki olarak, hristiyan misyonerlere yakınlık duydum. Bana göre, keferede olsalar insandaki; Y / Z kromozonlarındaki kusursuzluğun raslantı veya şans işi olamayacağını bilebiliyorlar.
Postahane kapısındaki aşırı sağcı amcalar, Obama’ya faşo diyorlarsa beyinleri şimdiden lapa olmuş demektir. Faşizm’in ne olduğunu Gazze’ye gidip görebilirler sanırsam.
Buradaki genel kamuoyunun aksine bir şey söylediğimin farkındayım. Bence Anatol ile canınız daha çok sıkılır. Çünkü birisini bir süre kandırabilirsiniz ama daima kandıramazsınız.
Saygılarımla