ELİF Savaş Felsen – Hüthüt Kuşu

İnternette yazmak, okyanusa içinde mesaj olan şişe salmak gibi birşey. Benim şişemi siz buldunuz.

Bi Örl Grey aliyim ben abi

Bazı filmlerde bir dükkanlar olur hani, Çinli dükkan sahibi, bir sürü gizemli kutular, acaip resimler, yazılar…

Benim çay aldığım bir dükkan var; hiç de böyle gizemli filan değil. Sahibi Japon bir kadın. Tezgahın arkasında kocaman kocaman cam kavanozların içinde onlarca çeşit çay. Gizemli dükkan değildi de, o halde ne gizeminden üzeminden bahsediyorum? Başlangıcını öyle yazınca okuyanın kafasında öyle bir dükkan şekilleniyor, ben gerçeği sonradan yazmış olsam da kandırmış oluyorum bir çeşit. Edebi atmosferik şey etmiş oluyorum yani. Hoş birşey.

Neyse efenim, çayım gelince gidiyorum oraya. O kadar çeşitin arasında yanımda Brian varsa Çin çaylarıyla kafeinsiz bitkisel birşeyler doldurtuyor. Ben klasik bir kadın olarak Rus, İrlanda, Earl Grey, Lavantalı Earl Grey, ebegümecinin mavi çiçeklerinin eklendiği Mavi Çiçekli Earl Grey, Güllü Earl Grey ve Lady  Grey doldurtuyorum fileme.

Ama hergün rahiyasını içime çekerken ruhuna selam söylediğim Örl grey kim ki? Kendileri bir İngiliz başbakanı olurlar. Binsekizyüzlerde. Hikayeye göre Grey Bey’in (Earl, kontun İngilizcesi) adamları, boğulmak üzere olanbir  Çin bürokrat oğlunu kurtarmışlar. adam da teşekkür olsun diye bergamot kokulu çay yollamış bizim Örl’e. ama doğru değil.  bir kere Grey Çinistan’a adımını atmadığı gibi, Çinistanlılar bergamot yağı filan bilmiyorlarmış ki, çaya koyup hediye etsinler! ama aynen benim gizemli Çin dükkanım gibi, kulaktan kulağa fısıldanması hoş bir hikaye.

Mistır Grey, bergamotlu çayın tarifini ünlü bir çaycılara vermiş, adı da oradan kalmış. Ama o nereden almış tarifi? bilinmiyor. Karısının karnı burnundaymış hep, onun da bolca metresi varmış. Belki metreslerinden birinin koynundan yükselen bergamot kokusuyla yatağında içtiği çayın kokusu adamı mest etmiştir. Hep o anı yaşamak istemiştir sonradan.

225px-Charles_Grey,_2nd_Earl_Grey_by_Sir_Thomas_Lawrence

Bu da hoş bir hikaye olurdu olsaydı.

Ne alaka ama aklıma geldi birden. Belki dinlerken çay içiyordum da ondan, Corelli diye İtalyan bir besteci/kemancı var. Binaltıyüzlerin sonu. Kemanın bütün imkanlarını kullanmamıştır bestelerinde ama müziği güzeldir. de diyeceğim o değil. Orkestrasını yönetirken, bütün yaylıların aynı şekilde yay (arşe- sopa) kullanmasında ısrar edermiş. Şimdi orkestra seyrederken dikkatinizi çekmiştir: kemanlar aynı şekilde yay çeker, çellolar aynı şekilde, vesaire. alışılmış ve normal ve kural birşey. Ama Corelli’den önce herkes haydin ben şunu bir şöyle çalıvereyim şeklindeymiş. bir arşe kakafonisi. eh, ne olacak diyeceksiniz? arşe çekilirken, yani aşağıya indirilirken başka türlü bir renk ses verir, itilirken başka. Ne yapılacağına verilecek karar, notanın müzikalitesini etkiler, çünkü kolun gücü farklıdır. Birinde mesela cümleye başlar gibi duyulur, birinde iç geçirir gibi. Birinde nefes nefese, birinde sözü yarım kalmış gibi. herkes kendi kafasına göre takılırsa bir orkestrada, bu efekt ortaya çıkmaz. Öyle gıygıdı gıygıy birşey olur. Yaylı saz çalanlar, bir müzik dinlerken, bir notanın iterek mi, çekerek mi olduğunu şıp diye anlarlar. Kemancıyı görmeden. Çalmayı bilmeyenler anlamazlar ama çalanın vermek istediği etki onlara ulaşır, kulakları manipüle olur, tekniği bilmeseler de.

İşte bu çekerek- iterek inadı yüzünden Corelli’nin orkestrası, hep bir ağızdan şarkı söyleyen meleklere benzetilirmiş.

imgcorellqqqqqqqqqqqqqi

Merak eden varsa; bazen notaların üzerinde çekerek mi, iterek mi olduğu yazar. Birer sembolle. Çekerek işareti küçük n harfine benzer. İterek işareti ters v harfine. Çünkü arşenin el tutulan kısmı biraz karemsidir, uç kısmı da sivrice.

Bizim divane Divan Consort’ta bir kemancı, bir çellocu var ya; biz bir eser provası yapacağız, bunlar oturur bu notayı çekelim mi, itelim mi filozofilerine girerler. Ve o sırada sopranonun Örl Grey çayı gelir, içi bayılır. “Ay başlıycam çekmenize, itmenize! Sonra karar verirsiniz”, diye çığlık atmaya başlar. Bu yaylı takımı, sopranonun hallerini kendi hazır olmama hallerine değil, sopranonun divalık hallerine yorarlar ve homur homur homurdanarak birbirine ters yay çekmeye devam ederler. Sonra, tam konser öncesi, bir karanlık köşede, başbaşa oturup notalarına n ve ters v’ler çiziktirdikleri görülmüştür.

Daha kalabalık gruplarda orkestra şefi olur. İtmeye çekmeye o karar verir. Yaylılar beğenmezler, arkasından küfür ve dedikodu ederler; onların bileceği iş.

“Lady Grey ne lan?”  “Aynen erkekim Earl Grey gibi ama içinde bir de limon ve Sevil portakalı (acımsı, marmelatlık portakal) kabuğu olan bir çeşit siyah çay, şekerim.”

9 Comments on Bi Örl Grey aliyim ben abi

ekmekcikiz ... 1

Ben de örlgırey alıyorum, hep.
Fekat bu lady grey denemeye değer gibi duruyor? Hımmm…

Posted date November 17th, 2009 at 6:10 am
beste ... 2

Merhaba, Antalya’da Lady grey diye aglayan bir arkadasim var. Ben Fransa’da bulamadim siz hangi ulkedesiniz. Cok begendim blogunuzu klasik muzik caliyor cok hos daha ne olsun.

Posted date November 17th, 2009 at 6:16 pm
elif ... 3

Merhaba Beste!

Turkiye’de Earl Grey cinsi cay satiyorlar ama hangi markanin oldugunu hatirlayamiyorum. Lady Grey var mi,onu hic bilmiyorum. Twinnings’in filan vardir mutlaka. Bunu Ekmekci Kiz iyi bilir, ona soralim: Ekmekci, sen nereden aliyorsun greyini? Lady cinsinden gordun mu hic????

Ben Amerika’dayim. :o )

Posted date November 17th, 2009 at 6:29 pm
beste ... 4

Yok Turkiye’de, zaten bana Hollanda’dan simon levend marakasi lazim arkadasima surpriz olsun diye. Kalkip bir gitmek farz oldu :)

Posted date November 17th, 2009 at 9:10 pm
esra ... 5

Türkiye’ de ladygrey yok en azından ben görmedim öyle birşey… Çay manyağı biri olarak olsa kesin bilirdim. Biz daha çaykurun filiz çayından çok ötelere gidemiyoruz. Ada çayı alışkanlığında bile yeniyiz. Earlgrey olarak ise artık tüm markalar üretiyor. Bu earlgrey adı da yeni çıktı. Önceden sarı kutularda “Tomurcuk” adında satılırdı. Hala satılıyor. Kokulu çay kısacası… Bergamot otuymuş demekki kokusunu verende..

Posted date November 18th, 2009 at 10:25 am
Cano ... 6

Elif, biz Turkiye’deki cay icme aliskanligimizi kaybettik bir sure sonra burada kahvalti aliskanligiyla birlikte! Sabahlari kahve, oglene dogru bir tost veya cereal vs. ile gun baslar oldu. Cay kis gunleri icececegine donustu, en revactaki de Adacayi (sage) oldu. En kaliteli adacayi Turkiye’de yetisiyormus, ben de buraya gelen sorarsa adacayi istiyorum hep. Cocuklarin bogaz enfeksiyonlarinda da ilac gibi, cok ise yariyor.

Earl grey bana kuvvetli geliyor niyeyse. Ladygrey denemeye deger, bakacagim. Limonlu caylari hep sevmisimdir zaten.

Bizim evde siyah cay yerine nane cayi, ekinezya, adacayi, yesil cay, rezene, elma tarcin, ihlamur falan filan dolu bir cam kavanoz var, mutfak tezgahinda gozumun onunde tutuyorum ki aklima gelsin de arada demleyeyim diye, yoksa kahve de kahve!

Cinli bir arkadasim Korean traditional tea diye bir kavanoz bizim portakal recelivari birsey verdi, megerse bal, turuncgiller ve aloe vera karisimiymis, sicak suya karistirip iciliyormus, kis gunleri icin birebirmis. Fena degil…

Posted date November 18th, 2009 at 4:20 pm
ekmekcikiz ... 7

Elifciğim,
Lady’yi senden öğrendim ben de, Türkiye’de var mı bilemiyorum.
Earlgrey’in sahicisini de İngiltere’ye giden olursa istiyorum.
:)

Posted date November 19th, 2009 at 9:21 am
ipek karadeniz ... 8

elif, yazindan dolayi canim cay istedi yaww! earl grey amcayi oldum olasi severim, en kisa zamanda da lady grey teyzeyi deneyecegim. sevgiler…

Posted date December 12th, 2009 at 12:17 am
travesti ... 9

lady türkiye de var:)

Posted date August 9th, 2010 at 12:32 pm

Leave a Reply

(required)
(will not be published, but required)
(opitional)
XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
 

Recently

© ELİF Savaş Felsen – Hüthüt Kuşu