Alfabe, kelimesi Eski Yunanca’dan geliyor ya: alfa-beta. Matematik kelimesi yerine bir-ki demek gibi birşey. Yunanca’ya Fenikeliler’in aleph harfinden gelmiş.
.
Aaaa! Bir yerlerden kulağa bir yakınlık esintisi geliyor mu? Hani hani, dilimin ucunda. Elif! aleph- elif. Ay ben bir yaşayayım ve hay bin kunduz!
Benim pek eski asil ismimin kökü Fenikelilerde mi? Ah anacığım, sen kime ne isim vereceğini biliyormuşsun. Pek alfa female (baskın) bir kadınımdır.
Ama ama o zaman neden ilk harf? Plutark diyor ki; bir cahilin dediğine göre Fenike’de en önemli hayvan öküzmüş. Öküz kelimesi alphadır. Plutark diyor ki, “Senin gibi Diyonizos tapınır yalakaya inanıcağıma, dedemin dedesinin dediğine inanırım! Dedemin dedesi demiş ki; alpha en natürel sestir. Ağzına hava alırken ağzını açarken aaaaaa çıkıverir.” Tartışma sona ermiştir.
Plutark’ın kulağına hava kaçmış olabilir mi? Yoksa ben öküzün teki miyim hakkatten?
Plutark’ın sesler ve gezegenler eşleşmesinde (valla bana sormayın, her gezegenin bir sesi varmış o zaman- hala burçlara filan inananlar yok mu? Onlara seslenen birşey olsa gerek.) Aaaaalpha Ay’a denk düşüyor. Ancak ne sürpriz! Sümer ve Mısır dininde öküz ay’a denk düşüyor. Ay’ın sembolü öküz. Boynuzları yeni aya benziyor diye olmalı.
Alpha, pekçok şeyin sembolü, İncil’de Tanrı ben alpha ve omegayım demiş. Vay öküz!
(Omega son anlamında- artık orası anlaşılmıştır yahu! Herşeyin başı ve sonu o ise, dışında ne var diye sormak geliyor içimden ama çok mu içindeyim herşeyin ama çok da dışında?)
Amerika’da ismimi pek seviyorlar ama bazılarının kulakları pek keskin değil, o zaman a leaf gibi diyorum- yani bir yaprak gibi aynen. ama karşımdaki Yahudi’yse aleph gibi diyorum, İbranice alfabenin ilk harfi. Hemen anlıyorlar ama kafaları karışıyor. Neden ki bir bebeğin adı alfa olsun? Öküz desem hiç anlamayacaklar.
Fenike, bugün Lübnan’ın olduğu yer. Yazının bulunduğu yer. Mucize gibi birşey. Bir düşününce, resim yazı değil, konsepti tamamen sembolik, göründüğü gibi değil ama seslere tek tek sembol, ne kadar zor! Ne zekice! Büyük ihtimalle bir kişi tarafından icat edilmiş. Einstein’ın Lübnan şubesi. Teşekkürlerimi, şükranlarımı yolluyorum. Semitik bir ırk, Semitik bir dil konuşuyorlardı. (Ah, ah, herşeyin altından şu Yahudi milleti çıkmıyor mu!) Ama Arapça da Semitik bir dildir. (Birgün aynı soyun boku olduklarını anlayıp barış yapacak ve hepimizi temize havale edecekler ama ne zaman????) Elif’e alif derler. Oralarda isim değil Elif. İnsan çocuğuna öküz der mi daha öküzlüğü kesinleşmeden?
Elifbe oradan Kuzey Afrika’ya, oradan Yunan’a yayılmış. (Fenikeliler tüccar ve denizci milletti.) Yunan’dan Roma ve Etrüsk’e.
O zaman, bu zaman, Elif ne demek? Kur’andaki ilk harf, Allah’ta duran bir sırmış filan falan. Arap alfabesindeki şekli yüzünden olacak: Uzun, ince, zarif. Dost, tanıdık. Işık saçan.
Bunlar Türkçe’nin, biraz da kelimenin yabancı olması sebebiyle soyutlaşması sonucu olsa gerek ve şekli itibariyle de somutlaşması tabii, yabancı dilde kutsal kitap olunca ilk harfinin ilk harflikten çıkıp, sihirli güçler kazanması da tabii. araplar’ın alif harfine bakıp bakıp, bu harf gibi dimdik olacak yavrum ama ben yine de senin adını Alif koymayayım, şimdi tuhaf kaçar, okulda dalga geçerler dediklerini düşünemiyorum. O yüzden, bir harf, yerli dile sadece bir harf gibi geliyor olması sebebiyle Alif Arapça’da bir isim değil herhalde. Oysa güzel isimdir. Araplar da Türkler gibi, pratikte kullanımını boşverip, şekline kendilerini bırakabilseler isim diye verirlerdi oğullarına. Çünkü orada ilk gelen erkektir. olsa olsa erkek ismi olurdu oralarda.
Ama öküz, bildiğiniz gibi iğdiş edilmiş boğadır. Araplar da oğullarına testissiz boğa diye isim taksalardı pek komik olurdu. Öküz bin Hula-mellul’li.
Ben öküzlüğümden, öküz ismimden memnunum. Ucu bu kadar eskiye gittiği için ve öküz olmasa medeniyet de olamayacağı için. Bakınız: Amerika, Avusturalya. İnek cinsi hayvan oralarda da olsaydı, hem tekerleği bulur, hem de elif yazmayı bilirlerdi. Ancak ne yazık ki oralarda bir kanguru, bir lama, neresine ne takacaksın ki kağnıyı icat etmeyi akıl edesin? Bir öküzün olsun, bir de kağnın, bir de Elif oldu mu, o savaşı kazanırdın sen be yav!
Ben aslında Eski Mısır yazısının çok ilginçliğinden bahsedecektim. Ses- resim ve benzeşme ile uyduruşma, mükemmel birşey. Ama fodul ve kibir birisi olarak ismimim sesine kapıldım. Siren sesi peşinde koşturan gemiciler gibi ağzım burnum kaydı. O konuyu da başka zaman hacamat ederiz.


November 15, 2009





yine ordan girip burdan cikmissin, yeni seyler ogrendik…
Bu ne hiz Elif, yazilarini bekleye bekleye bir hal olduydum, simdi de hizina yetisemiyorum
Boylesi harika, seni okumak cok buyuk keyif…
Hazır bir boş zamanlarım varken. .o)
Nerden biliyorsun bütün bunları? Nasıl öğreniyorsun? Öğreniyorsunda nasıl kalıyorlar aklında? Kalıyorlar mı doğrusu?
Esracigim, ben cocukken oturur, saatlerce ansiklopedi okurdum. Bazisi nasil magazin dergilerinin icine duser, aynen oyle. Neden, bilmem. Belki yalnizliktan. Belki mutluluktan.
)
Birsey dusunurken bildigim baska birsey geliyor aklima, ya da az bildigim birseyse merak edip ogreniyorum.Onu ogrenirken, hah, su neymis, bunu bilemedim diyorum, bu sefer baska seye daliyorum.Bazisi kaliyor aklimda, bazisi kalmiyor. Ama cogu kaliyor galiba. Tamamen degilse bile. Galiba en buyuk hobm bu benim.
)
Elif Hanım internette gezinirken, buldum sitenizi. Yazılarınızı çok başarılı buldum ve zevkle okudum. Benim bildiğim araplarda doğan kız çocuklarına bir numaralandirma babında birinci, ikinci, üçüncü anlamında isim verilir. Saniye: Sani Arapça iki demektir doğan ikinci kıza Saniye adı verilir (eski dilde ikinci; cümle içinde örnek fazında vermek gerekirse
‘sultan mahmud-u sani.. yani ikinci Mahmut’)
Tılte: Telat veya Türkçede selaseden türemedir 3. demektir. Bu isim Anadoluda pek görülmez ama Harranda Araplarda çok bulunur
Raba. Arapçada dörttür. Rabia dördüncü demektir. Anadoluda yaygın bir addır,
geçmişte çile çekmiş bir İslam kadının adıdır.
Hamse: Arapça beş demektir Bu isim Harran yöresi Arapları dışında Anadoluda pek bulunmaz.
Sitte: Harranda yaygın bir isim olan Sitte Arapça altı demektir
Sabe: Arapça yedi demektir, bu kelime çok değişiklik geçirmiş Sabiha olmuş, İbrahim Tatlıses Sabuha ifadesi ile kullanmıştır.
Her zaman ilk doğan kıza Elif adı konmaz, Bazen de Ayşe adını koyarlar, eve ilk gelen kıza evin iaşe işlerini çekip çevirecek gözüyle bakıldığı için Ayşe adı konulur,bazen aş pişirme beklendiği için Avvaş adı konuşulur.
Erken doğan prematüre kıza Hadice adı verilir, Hadice Arapçada erken doğmuş prematür kız anlamına gelir.
Çelimsiz ve ufak tefek doğan kızlara Fatma adı verilir,fatma Arapçada süt yanığı, süt kesiği anlamına gelir.
Koyu renkli doğan kızlara esmer anlamına gelen Semra adı verilir,
Biraz açık renkli ise aydınlık açık anlamına gelen Zehra adı verilir,
İyice beyaz ise Beyza adı verilir *alıntıdır
evet gerçekten yeni şeyler öğrendik