2

Bu açıklamada yapmayı hiç istemeden bir kendini beğenmişlik havası seziyorum. Ama amaç o değil; zaman verip de, ilgilenip de okuyanların kafasını karıştırmamak için not ettiğim bir açıklama. Ukalalık, kendini beğenmişlik ve önemseme gibi tatsızlıklar varsa affola.

“Ben … iken” başlığının altına hayatımın bir döneminden hatıralarımı yazacağım. Notlar halinde. Çünkü belki ileride, her kendini beğenmiş gibi (ki demek kendi hakkımdaki sezgilerimde doğruluk payı var!), hikayeleştirip kitaplaştırırım diyorum. Burada not etmek hafızamı düzenliyor. Tarihler oradan oraya zıplayacak tabii, ayrıca açıklanması beklenen şeyler için de beklemek gerekecek ve sanırım sonunda detektiflik hikayesi gibi, okuyana kendini serecek. Çok “laf” aşık usandırır. Hadi bakalim.

……………………………………………………………

Mark adında bir çocuk vardı. Ne yapardı, nerede yaşardı, hatta aslında kimin arkadaşıydı? Eve canı istediği zaman girip çıkan gönüllülerden biriydi ama evde yaşayanlardan birinin arkadaşı olduğundan da eminim. Biraz kiloluydu. En azından tişörtlerinin altından kendini gösteren midesi vardı. Saçları süpürge gibi düzdü de, belki bir zamanlar kızıla boyanmaya niyetlenilmişti de, sonradan renk düzeltilmeden vazgeçilmişti.

Ölümcül bir hastalık vardı karaciğerinde. O sıralar etrafım tuhaf insanlarla o kadar kalabalıktı ki, merak hislerim de oldukça törpülenmiş ve tuhaf olan herşeyden bıkkınlık gelmişti. O yüzden bilmiyorum detayını. Ama son birkaç yılını uyuşturucu/ uyarıcının en alasıyla, yarı bilinçaltı/üstü/sağı/solu ama asla bilince değmemek şartıyla geçirmeye karar vermişti diye söylediler bana. Eve gelip de, bize lazım gelen birkaç işi kolunun altına alıp da, o odalardan birinde saatlerce ve hatta günlerce kaybolduğunda ne yapıyordu, bilmiyorum. Sadece bir geceyi biliyorum.

Gecenin bir yarısı beni ne dürttü de aşağıya, mutfağa indim? Işık yanıyor. Bir hareket var. Baktım ki Mark, ocağın önünde, kızıl tükürülmüş saçlarını geriye ata ata birşeyler yapıyor. Alışkın olduğum bir sahne. Dedim ya, kiranın çoğunu biz veriyorduk ama iki kişi daha yaşıyordu evde. Üstelik işimiz dolayısıyla gönüllülere ihtiyacımız vardı. Tanımadığım insanları evin kenar köşesinde, günün her saatinde bulmak normalleşmişti benim için. Kaldı ki, Mark’ı daha önce görmüşlüğüm vardı.

Ama ocağın önünde ne yapıyor? Yanına gittim, bir bardak su aldım, sonra şöyle bir bakıverdim yaptığına.

Büyükçe bir tencere çıkartmış, içini yağla doldurmuş, altının ateşini açmış. Gözleri yarı kapalı, kan çanağı.

“Aç mısın, Mark?”

“Hmmmm…”

“Ne pişiriyorsun?”

“Hmmmm… Bilmiyorum.”

“Ben sana yemek yapayım mı, Mark?”

“Yok, ben hallediyorum.”

Sukunetimi koruyarak yukarı, odaya çıktım. Brian’ı uyandırıp, mutfakta Mark’ın yağ pişirdiğini, evi küle çevireceğini ve hepimizin öleceğini, bu sebeplerle Brian’ın konunun icabına bakması gerektiğini söyledim. Brian aşağıya inip Mark’ın omzunu sıvazlaya sıvazlaya götürdü, bir köşede bulduğu örtünün üzerine yatırdı. Ertesi gün, öğlene doğru gördüm Mark’ı. Evden çıkmak üzereydi.

En cana yakın insanlardan biriydi. Kibardı, mülayimdi. Seneler, seneler sonra öğrendim ki, çoktan ölmüş.

8 Comments

  1. Hastaligindan mi ölmüş, uyusturucu, yangin vs. baska birseyden mi? Ogrenebildin mi sonra?

    Ben hep cok kibar, hep mulayim insanlarin iclerinin pek de oyle sakin olmadigini dusunurum, bazisi belki ic kavgalariyla basedemeyince erken olume yol aliyor bir sekilde…

    Yalniz not etmelerin boyleyse!…
    Cok bekletme bari bizi kitap icin 😉

  2. “Eskilik pası”nın tadını kazanmış anıların yok edilmesi/sayılması yazık olurdu. Güzel dilinle, şerbetini vererek bizi tatlandıracağına inanıyorum. İyi yolculuklar. BB

  3. Cano, bilmedigim gibi, bilmek de istemiyorum. :o) Cunku yeniden iliskiye girmek istemedigim insanlardan ogrenmem gerekir. Mutlaka hastaligi ve kullandiklarinin karisimindan olmustur.

    BB, senin gibi serbetleyebilir miyim dersin?

    Alp&Ege’nin annesi, gayet siradanim ben. Blogun bir illuzyonu olsa gerek enteresanligim. Her sabah ayni surat, ayni insan, beni bile bunaltiyor. :o)

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


1 + twelve =