ELİF Savaş Felsen - Hüthüt Kuşu

İnternette yazmak, okyanusa içinde mesaj olan şişe salmak gibi birşey. Benim şişemi siz buldunuz.

Başka Gündemler

Dünden evvelki gece, New York’ta otururken her köşesini bildiğim Metropolitan Müzesi’nin salonlarından birinde asılı duran Rönesans Dönemi heykeli yerinden oynayıverip taaa yukarıdan düşmüş, paramparça olmuş. Sırlı pişirilmiş toprak (terra-cotta) deniliyor, o cins bir heykel. 15. yüzyıldan.

Birkaç hafta içinde Türkiye’ye yazlık göçümü gerçekleştireceğim. Kendimi Ergenekon, kapatılma davası, Fethullah, bilmemne içinde bulacağım. Buradan bakıp iç sıkıntısı geçirmek başka, orada sıcaktan bozulmuş koyu bir çorbanın içinde yüzer gibi yüzleşmek başka. Canım, sonuçta Ergenekon vesaire abstrakt konulardır bana. Dün müydü, ne zamandı, bir yazar şikayet ediyor: “biz yolumuzda sıra bekliyoruz, açık gözler sağdan soldan giriyor, bir de önümüzdeki otomobilin bütün pencereleri açılıyor ve her tarafından dışarıya torba torba çöp atılıyor.” Bunu nasıl abstraktlaştıracağım?

Türkiye’nin derdi, beni gerdi yerine mesela başka gündemlerle yaşayıp giden bir ülkenin çocuğu olsaydım da mesela gittiğimde herkesin ağzında müzede paramparça olmuş heykelden, alınması gereken önlemlerden, della Robbia’nın diğer eserlerinden, terra-cottanın doğasından filan bahsediliyor olsaydı…

Madımak Oteli katliamını anma haberinden öğrendiğim kadarıyla, şimdi orada bir et lokantası varmış. Yerinde. Bazı inanışlarda tanrılara hayvanlardan kurban kesilir, sonra bunların en iyi yerleri tapınakta bir ayin eşliğinde yakılırdı. Dumanın tanrılara ulaştığı, etin sembolleşerek tanrı sofrasına yollandığı farzedilirdi. Madımak Oteli’nde de bu insanlar, huysuz ve uğursuz tanrılarına kurbanda bulundular. Dumanlar gökleri sardı, tanrıya ulaştı. Esirgeyen ve bağışlayan Allah memnun edildi. Olayın geçtiği, doğaçlama tapınağın et lokantasına çevrilmesi caizdir.

Aziz Mikail heykeli tamir edilebilecekmiş. Heykelin yüz kısmı kırılmamış. Diğer tarafları içler acısı durumda ama bir çaresine bakacaklar. della Robbia ailesi aslında kumaşçıymış. Isim de kırmızı boya kelimesinden geliyor. Sonra, bu heykeli yapan Andrea’nın amcası Lucca, sırlama tekniğini bulmuş. Sırlı terra-cotta heykel tekniği, Toscana’nın geleneksel sanatlarından, della Robbialar’ın insanlığa hediyesi.

Kucuk bir sozluk ve eglenceli bir diyalog

Waterboarding: Terorist zanniyla yakalanan kimseleri konusturmak icin, kisinin kafasinin yetkili kisiler tarafindan suda, boguluyor hissi gelene kadar tutulmasi, kisinin hizli nefes almasina  izin verilip yeniden suya sokulmasi.

Torture memo: 2003 yilinda, Adalet Bakanligi’nda calisan John Yoo adli kisinin, Beyaz Saray’da en ust Savci olarak gorevli Alberto Gonzales’e yazdigi mektup. Kabaca diyor ki: “Bize, ofisimizin uluslararasi yasalarda sorgulamada yasalara uygun olarak ne kadar ileri gidebilinecegini dusundugunu sordunuz. Daha ozel olarak, Al Qaida uyelerinin ABD yasalarinca engellenmeyen iskencelerde a) Iskence Anlasmasina uygunsuzlugu, b) Roma Anlasmasi’nca kararlastirilan hukumlerce, Uluslararari Ceza Hukuku Mahkemesi’nce suc sayilip sayilmayacagi konularini soruyorsunuz. Bize gore, anlasmalara uygundur, cunku bu anlasmalarda ABD’nin ozel halleri seklinde bir ek vardir. Ayrica, her ne kadar her hakim kontrol edilemezse de, genel olarak Al Qaida uyelerinin sorgulamalari sorasinda uygulanan seyler, uluslararasi mahkemelerin yargi yetkisi disinda kalmaktadir.

………..

Sorgulamalar Amerikan topraklari disinda yapilmaktadir.

………..

Yasaya aykiri olan, can acitma noiyetiyle yapilan iskencedir. Bilgi almak icin kullanilan yontemler degil.”

Vesaire, vesaire. Tamamini (Ingilizce) okumak icin:

Torture Memo

Bir sure once, Gonzales ve Yoo ve Adalet Bakani gorevlerinden alindilar. Ama is burada bitmiyor tabii. Ortada neredeyse bir cesit savas sucu var. Ancak Amerika, Irak’a “savas” acmadigi icin, yaptiklarinin hepsi savas sucundan muaf.

Simdi Senato, Demokratlar’in ve insan gibi insan birkac Cumhuriyetci’nin kontrolu altinda bir sorusturma acti. Bu iskence yazismalarinin ucunun nereye kadar gittigini anlamaya calisiyorlar. Kisacasi, hedef Baskan Pust ve yardimcisi Satan Cheney.

Mistir Yoo’nun sorusturmasi sirasinda, bir Demokrat senator ile arasinda gecen diyalog:

Senator: Bilgilere gore,size, Baskan Bush bir cocuk zanlinin en korkunc sekilde iskence gormesini emredebilir mi diye soruldugunda, “Baskan’in bunu neden zorunlu gordugune gore degisir,” cevabini vermissiniz. Dogru mu?

Yoo: Dogru olduguna inanmiyorum, cunku cumlem ben bazi seyleri aciklamaya baslamadan once kesilmis…

Senator : Buraya kadar okudugum dogru ama dahasi mi var?

Yoo: Fakat cumlemin sonuna kadar…

Senator: Okey. Tesekkurler. Profesor Yoo, Baskan’in ulkeyi koruman namina bir zanliya yapilmasini emredemeyecegi birsey var midir?

Yoo: Senator, bu yine biraz onceki cumleme dogru gidiyor, cunku …

Senator: Size bir soru soruyorum, belki oraya gitmiyordur ama siz ne dusunuyorsunuz?

Yoo: Sanirim bu bana daha once de sorulan bir soru…

Senator: Tamam da, cevap nedir?

Yoo: Oncelikle, tam olarak aciklayayim ki ben seyden bahsetmiyorum…

Senator: Birsey aciklamak zorunda degilsiniz. Sadece soruya cevap verin.

Yoo: Sadece sunu soyluyor gibi olmak istemiyorum ki…

Senator: Soyluyor olmak istememeye endiselenmenize gerek yok, sadece soruya cevap verin.

Yoo: Okey, simdi benim gorusum?

Senator: Evet, simdi. Tam su anda.

Yoo: Su anda… Benim tam su andaki gorusum, once, onerdiginiz soru…

Senator: Cevap NEDIR????

Yoo: Senator, ben sey yapmaya calisiyorum…

Senator: Hayir, beni zamanimi harciyorsunuz. Bakiniz, hepimiz hukukculuk yaptik…

Senator (yeniden): Sizin kendisine tavsiyede bulunup bulunmadiginizi sormuyorum, Baskan Bush’un bir zanlinin diri diri gomulmesi emrini verip veremeyecegini hakkinda dusundugunuzusoruyorum.

Yoo: Senator, benim gorusum, su anda, bir baskan- hicbir Amerikan baskani boyle birseyin emrini vermek zorunda kalmaz veya boyle bir emir verme zorunlulugunu hissetmez.

Senator: Burada oynanan oyunlarin hepimiz tarafindan anlasildigini dusunuyorum.

Seyretmek icin tiklayiniz.

Acil!!!!!!!!!

“İçecek içerisine katılan bayıltıcı ilaç ismi” kelimeleriyle beni Google’dan bulan arkadaş! İnternette ve heryerde konuşma, bilgi alma özgürlüklerine sonuna kadar katılan, bu hakka saldıracak herşeye en sert şekilde karşı koyacak olan bir insanım. Ama bu kelimelerle arama yapmak bana normal gelmedi. Bu bloga uğrayan herkesin olduğu gibi, senin de  bütün bilgilerin, en ufak detaylarına kadar benim bilgisayarımda görünüyor. Senin bilgilerini kendimde tutuyorum ve bir örneğini de Türk polisinin internet adresine emailleyeceğim.

Suç işlemiş değilsin. Ama eğer böyle bir niyetin varsa, birinin kanına girmek istiyorsan ayağını denk al ve aklını başına topla.

© ELİF Savaş Felsen - Hüthüt Kuşu