|
Yasin Yagci
Darbeleri merak edip filmini çekti
"1997 tarihinde, ABD basınında bir çok
yüksek düzeyde ABD'li yönetici ve ordu mensubunun 28 Şubat
müdahalesinden bir kaç gün önce "Demokrasi Operasyonu" adı altında
Türk yönetici ve ordu mensuplarıyla bir araya geldiğinden
bahsediliyor."
Darbe, yakın Türk siyasi tarihinin
değişmezlerinden. Her on yılda bir sendrom olarak karşımıza çıkan bu
olgu kimi zaman direkt bir müdahale, kimi zaman bir muhtıra olarak
gösteriyor kendini, kimi zaman ise postmodern bir seyir izliyor. Her
ortaya çıkışında eyvallah dedik. Kimi 'Gerekliydi çünkü'lerle onu
haklılık tabanına oturtmaya çalışırken, kimi de tam tersi izahat
getirdi. Ama çoğunluk onun neden ve niçinleri üzerinde kafa
yormaktan uzak durdu. Bunun üzerinde kafa yormaları gerekenler uzak
durunca opera sanatçısı Elif Savaş kolları sıvadı.
Laik—antilaik tartışmalarının yoğun
yaşandığı 1997 yılında Türkiye'ye yaptığı ziyaret, onu darbeler ile
ilgili neden ve niçinlerin cevabını bulmaya yöneltince Amerikalı eşi
ile birlikte bu konuda bir film yapmaya karar verir. Ve ortaya hiç
de küçümsenmeyecek bir Türk darbeler belgeseli çıkar. 68 kuşağından
avukat bir annenin kızı olan Elif Hanım halen ABD'de yaşıyor ve esas
uğraşı opera. Onunla darbe üzerine konuştuk.
— Darbe filmi çekme fikri sizde nasıl
ortaya çıktı?
Ben ve eşim Brian Türkiye Cumhuriyeti'nin
75. yıldönümü sırasında İstanbul'daydık. O sıradaki politik
karmaşanın içinde ordunun rolü ve halkın orduyu cumhuriyetin
koruyucusu olarak görmesi Brian'i bir yabancı olarak hem şaşırtmış
hem de cezbetmişti. "Ordu kontrolünde demokrasi" fikri ilgisini
çekti ve tekrarlayan darbelerin sebep ve sonuçlarını ve diğer
ülkelerde yapılan darbelerden farklarını öğrenmek istedi. Bu ilgim
ile birleşince film yapmaya karar verdik.
— Peki gerçekten Türkiye'deki demokrasi,
ordu kontrolünde bir demokrasi mi?
Film darbelerden bahsediyor. Biz kendimizi
demokrasi ile yönetilen bir ülke olarak görüyoruz. Ülkenin resmi adı
Türkiye Cumhuriyeti. Bu üç şey aynı anda bir ülkede olduğuna göre
sorunuzun cevabı ortada.
— İhtilal yapmak mı zor filmini çekmek
mi?
Film yapmak ihtilal yapmanın zorluklarının
yanına bile yaklaşamaz!
— Filmi hangi tarihte çektiniz ve neden
sinemalarda gösterime girmedi?
Filmin çekimleri Kasım 98 ile Şubat 99
arasında gerçekleşti. Amerika'da sanat filmevlerinde gösteriliyor.
Tahmin edersiniz, iki buçuk saati aşkın bir yakın tarih belgeseli,
Titanic filmi ile aynı binada gösterilemez. Ancak ben gösterilen
yerlerden çok memnunum.
— Neden Türkiye'de gösterime girmedi?
Gösterime girme ihtimali var ancak
kesinleşmiş değil.
— Sizi finanse eden kurumlar oldu mu?
Hayır. Ancak film montajı sırasında New
York Council on the Arts and the Experimental Television Center'dan
bir para odülü kazandı. Tabii çok sembolik.
— Kimlerle görüştünüz?
Alfabe sırası ile: Türkan Akyol, İshak
Alaton, Orhan Aldıkaçtı, Oğuzhan Asiltürk, Toktamış Ateş, Muhsin
Batur, Mehmet Ali Birand, Oral Çalışlar, Hüsamettin Cindoruk, İlkay
Demir, Necmi Demir, Tevfik Diker, Sulhi Dönmezer, Mehmet Dülger,
Orhan Eren, Raif Ertem, Ayvaz Gökdemir, Agah Oktay Güner, Suphi
Gürsoytrak, Hasan Celal Güzel, Nazlı Ilıcak, Ferit İlsever, Ahmet
İsvan, Suphi Karaman, Atila Kaya, Mahir Kaynak, Mehmet Keçeciler,
Arslan Kılıç, Coşkun Kırca, Ahmet Taner Kışlalı, Ertuğrul Kürkçü, N.
Mazıcı, Mithat Melen, Aydın Menderes, Nahit Menteşe, Ceyhan Mumcu,
Ayşe Önal, Turgut Özakman, Ergun Özbudun, Mümtaz Soysal, Bülent
Tanör, Erdoğan Teziç, Zafer Üskül, Serap Yazıcı.
— Filimi nasıl bir kategoriye sokmak
lazım?
Bir belgesel.
— Senaryoyu hazırlarken neleri gözönünde
bulundurdunuz?
Kelimenin tam anlamıyla "senaryo"su yok bu
filmin. Öncelikle elime geçirebildiğim her kitabı okudum, bana
filmde bulunması gerekir gibi gelen herkese ulaşmaya çalıştım.
— Görüştüğünüz kişiler arasında size
ilginç gelen kimseler oldu mu? Veya sizi hayrete düşüren sözler,
kişilikler...
Özellikle Brian'i en çok etkileyen şey
konuşmacıların açık sözlü olmalarıydı. Bu insanların bir kısmı aynı
sözlerden ötürü hapislere düşmüş, acı çekmiş insanlar. Ancak her ne
siyasal fikri savunuyor olurlarsa olsunlar, sonuçta insan anlıyor
ki, bu ainsanlar inandıkları şeye baş koymuşlar. Eh, bu da saygıya
değer.
— Görüştüğünüz kişiler arasında bizzat
darbe yapanlar yok? Bu bir eksiklik değil mi?
1960 ve 1971 darbelerinde ilk saflara
katılmış kişiler filmde yer alıyorlar. (Batur, Karaman, vs.) Ancak
1980'cilere ulaşmak mümkün değil. Eksiklik belki, ama zorunluluktan
doğan bir eksiklik.
Silahlı kuvvetler ile irtibat kurduk
— 28 Şubatçılarla neden görüşmediniz?
Filmi çekerken Türkiye'de politik ortam
çok sıcaktı. Bu sebeple 28 Şubat olayında yer alan askerlerle
görüşmeye çalışmanın bizim için zaman kaybı olacağı açıktı.
— TSK'nın haberi var mıydı çekimden?
Film çekimi sırasında TSK ile irtibat
kurduk, ancak bize en çok yardımı dokunan kişiler Muhsin Batur gibi
bir süre önce emekli olmuş ordu mensupları oldu.
— TSK nasıl bir tepki gösterdi?
Filmi görüp görmediklerini bilmiyorum. Ne
köstek ne destek oldular.
— Filmden sonra bilgilenmişsinizdir. Peki
neden darbe yapılır?
Türkiye'deki her darbenin kendine has bir
sebebi var. Ancak işin derininde askerin siyasiye duyduğu
güvensizlik yatıyor. Bu paranoya mı yoksa bir güvensizlik midir,
tartışılabilir. Bazı durumlarda asker ormanı görmeden ağaçlarla
boğuşurken, ormana zarar vermiş olabilir. Hatta "aşırı
vatanperverlikle" sabırsız davranmıştır bile diyebilirsiniz. Orman
heyecanlı korucuları dışarıda tutmayı bilmeli...
— Filminize gelen tepkiler nasıl?
Beni en çok etkileyen, yurt dışında
yasayan ve filmi gören birinin gönderdiği e—maildi: "Bu konuda
çocuklarımıza tavsiye edebileceğimiz iyi bir kaynağa sahip olduk.
Eline sağlık."
— Film esnasında yeni öğrendikleriniz oldu
mu?
Filozofun dediği gibi: "Tek bildiğim hiç
bir sey bilmediğimdir!" Doğrusu bu filmi yaptıktan sonra az konuşur,
çok dinler oldum!
İpleri elimize almalıyız
— Filmin tamamlanmasından sonra
düşüncelerinizde bir değişiklik oldu mu?
Eğer sorunuz "siyasal görüşlerinizde
değişiklik oldu mu?" ise cevabım "Hayır." Eğer sorunuz "Kafanızda
darbeleri mazur gösteren fikirler doğdu mu?" ise cevabım hâlâ
"Hayır". Aynı soruyu politikacılar için sorsanız, korkarım yine aynı
cevabı vereceğim. Ancak düşüncelerimdeki değişiklik bunlardan daha
çok derin. Demek istiyorum ki, Türk halkı Türkiye'de neler döndüğünü
öğrenmeye karar vermeden, kendi kaderinin iplerini eline almaya
üşenmeden, sivil dernek ve kuruluşlara ilgi göstermeden şu hayalini
kurduğumuz "demokrasi" kapımızı çalmayacak. Biz işin daha çok
dedikodu kısmını seviyoruz.
— Siz Türkiye'de nelerin döndüğünü
öğrenebildiniz mi?
Dikkat ederseniz, "ipleri almaya
üşenmemeli" dedim. Neler yapılması gerektiği sorusuna gelirsek,
basitinden bir sıralama yapmaya çalışalım: En basit çay bahçesine
özenti yabancı isimler takıyorsanız, takım tutar gibi bir tek
gazeteyi okuyup, karşı olduğunuz politik fikirleri savunan yayınlara
gözatmıyorsanız, kendi ülkenizde Antalya'dan daha doğuda hiçbir
yöreye hiç gitmediyseniz bu ülkeye borçlu olduğunuz en basit
vatandaşlık görevlerinizi ödemiyorsunuz demektir. Bunlar için ne
aktivist, ne yaman gazeteci olmak gerekmiyor. Biz hele bunlarla bir
başlayalım...
Darbenin iyi olduğunu söylecek kimse
yoktur
— Genel itibariyle darbelerin sonuçları
nasıl bir tablo ortaya çıkarıyor?
Ülkesine değer verip de darbelerin iyi
olduğunu söyleyecek bir ademoğlu olduğuna inanmıyorum. En haklı
görünen askeri müdahale dahi halkı demokrasiden soğutmuyor.
— Darbeleri oluşturan şartları siz
gerçekçi buluyor musunuz?
Darbeye öngelen olaylar bir çeşit virüsler
topluluğu gibi hareket ediyor. Öyle ki; insanları manipülasyon
oluşturmaya iten şartları dahi darbe sebebi olarak görebilirsiniz.
Örneğin ordu darbeyi çabuklaştırmak için orada burada bomba
patlatıyorsa, bu bombalama olayları pek tabiidir ki tek başına darbe
sebebi olamaz. Ancak askeri manipülasyon yapmaya iten sebepleri
gözardı edemezsiniz.
— Peki askeri manipülasyona iten sebepler
nelerdir?
Konuşmacıların herbirinin bu konu hakkında
sarsılmaz görüşleri var, ancak detayları veya delilleri ortaya
koyabileceklerini sanmıyorum. Ayrıca, ki bunu ben filmin en önemli
kalitesi olarak görüyorum, herbirinin inancı tamamen birbirinden
farklı. Doğal olarak askerin buna cevabı politikacıların
beceriksizlikleri olacak. Bana gerçeği soruyorsanız, konuşmacıların
inandıkları yanlış dahi olsa, eğer toplum bu inançlarla harekete
geçiyorsa yanlışlar gerçeğe dönüşüyordur derim.
28 Şubat askeri müdahaleydi
— Konuşmacıların ne gibi sarsılmaz
görüşleri var?
Ben bu soruya genellemeyle cevap
vereceğim. En çarpıcı görüşler Amerika'nın ve IMF'nin Türkiye
üzerindeki kontrolü ile ilgili. Türkiye'de zamanında güçlenen
komünizm hareketlerinin faşist hareketlere verilen destekle
bastırılmaya çalışıldığı ile ilgili inançları çok sabit. Tabii bazı
konuşmacılar son 28 Şubat hareketlerinde İstanbullu işadamlarının
parmağı olduğunu düşünüyorlar.
— Size ilginç gelen konuşmacılar kimlerdi?
Filmde konuşan politikacılar, öğretim
üyeleri ve askerler gazetelerde çıkan kişiler. Bir avuç budala gibi
görünen bu kişiler tahmin edilemeyecek kadar derin bilgi ve anılarla
yüklüler.
— Siz 28 Şubat'a ne isim veriyorsunuz?
Bu sorunun cevabı sanıldığından daha fazla
özen gerektiriyor. "Teknik" bakımdan olaya darbe diyemezsiniz. Ben,
cehaletime sığınarak "askeri müdahale" terimini kullanacağım.
— Filmden önce yakın tarihimiz açısından
nasıl bir fikirdeydiniz, filmden sonra nasıl bir fikirde
oldunuz?
1980 yılında 9 yaşında olduğum göz önüne
alınırsa, benim için, o darbenin anlamı birkaç gün okula gitmemek ve
"Acaba bu akşam annemi babamı görürmüyüm?" ya da "Gazeteden, otobüs
beklerken yaylım ateşte olduklarını mı öğrenirim?" korkusundan
kurtulmaktan başka birşey değildi. Bizler zaten politikanın gençler
için "tu kaka" olduğu dönemlerde büyüdük. Ne fikrimiz olacak ki? Bu
filmi yapmak benim için Türk'üm dediğimde ülkem için henüz birşey
yapmamış olmaktan duyduğum boşluğu doldurmak oldu.
— Filmin ortaya koyduğu gerçeklerden
hareketle ordu ve siyaseti nasıl tanımlamak lazım?
Tek cümle ile söylemek gerekseydi, daha
gidecek çok yolumuz var, derdim. Ancak bu yolu aşarken karşımıza
çıkan kişilere önyargı ile bakmayalım. Bu sebeple ordu mensuplarını
veya siyasetçileri birer blok olarak tanımlamaya çalışmak hatasına
düşmek istemiyorum, herbir grup da yanılmış olabilir.
— Türkiye'de yapılan darbeler sadece
Türkiye ile mi sınırlı?
Türk ordusunun müdahalelerinde Amerika ve
CIA'nın parmağının olduğu, Türk toplumunun büyük bir bölümü
tarafından kabul edilmekte. Bununla tutarlı olarak, filmde bir Türk
İstihbarat Ajanı, 1971 darbesinin, ordunun Amerika ve Sovyetler'in
etkisine giren bölümlerinin çekişmesi ve Amerika'nın desteklediği
grubun soldan gelecek bir başka darbeden önce davranarak müdahalede
bulunması sonucu meydana geldiğini açıklıyor. Başka pekçok konuşmacı
birbirine tam tutarlı olarak Amerika'nın himayesi altında kurulan
Kontrgerilla Merkezleri ve ünlü Erenköy Köşkü ile ilgili hikayeler
anlatıyorlar. Bir konuşmacı; General Alexander Haig'in başını
çektiği "Yeşil Kuşak Projesi"nden bahsediyor. Bu bilgilerin bazıları
Birleşik Devletler'deki bilgilerle destekleniyor. Paul Henze'nin,
1980 darbesinden sonra Pentagon'a "Bizim çocuklar işi becerdi" diye
haber yolladığı iddia ediliyor. 1997 tarihli ABD basında "Demokrasi
Operasyonu" adı altında çok yüksek düzeyde ABD'li yönetici ve ordu
mensubunun 28 Şubat müdahalesinden bir kaç gün önce Türk yönetici ve
ordu mensuplarıyla bir araya geldiklerinden bahsediliyor.
Bazı görüntüleri feda etmek zorunda
kaldık
— Filmde görüştüğünüz kişilerin tüm
görüşlerini kullandınız mı?
Ne yazık ki akıcı bir hikaye anlatmaya
çalışıyorsanız bazı görüntüleri feda etmeniz gerekiyor. Ama
kesintiler sansür amaçlı değildi.
— Kesintiler içinde filminizi zora sokacak
konuşmalar var mıydı?
Zora sokmak diye birşey sözkonusu olamaz,
çünkü film zaten çok zor bir konu üzerine kurulu. Filmde tepki
görecek sert konuşmalar tabii ki var. Benim işim canımın istediğini
veya tepki görmeyecek olduğundan emin olduğum bölümleri bir araya
getirip herhangi bir görüş açısının bayraktarlığını yapmak değil.
Filmde oluşturmaya çalıştığımız, bir tartışma ortamı.
Filmi ısmarlamak için: http://www.
elifsavas.com/darbe/index.htm
yasin2003@hotmail.com
|